Ahiret ve Ahiretin Aşamaları

Ahiret ve Ahiretin Aşamaları

Her canlı doğar, büyür ve ölür. Bitkiler, hayvanlar ve insanlar için ölüm kaçınılmaz bir sondur. Yüce Allah bu gerçeği Kur’an’da, “Her canlı ölümü tadacaktır.” (Âl-i Îmran suresi 185. ayet.). şeklinde belirtmektedir. Her insanda yaratılışından gelen sonsuz olarak yaşama isteği vardır. Însan ölmemek, dünyadan ayrılmamak, hep yaşamak ister. Örneğin; Eski milletlere ait mezar kalıntılarında, dünyada kullanılan çeşitli eşyaların bulunması, ölümsüzlük düşüncesinin ve isteğinin sonucudur. Ayrıca insanların sevdiklerinden

ayrılmak istememeleri, ölümsüzlük isteğinin diğer bir boyutudur. Însanların ölümsüzlük isteğini dinimiz, öldükten sonra dirilmek ve ebedî olarak yaşayacağı ahiret inancının varlığını haber vererek karşılar.

Ahiret, dünyanın sona ermesi ile başlayacak olan sonsuz hayattır. Ahirete inanmak Îslam dininin iman esaslarındandır. Îslam inancına göre ölüm bir yokoluş olmadığı, ölümle her şeyin bitmediği, yeni bir hayatın başladığı inancı vardır. Ölen her insan ahiret gününde dirilecektir. Akıllı ve irade sahibi bir varlık olması nedeniyle de dünyadaki sözlerinden ve yaptığı davranışlarından sorumlu tutulacaktır. Dindeki ahiret inancı, insandaki ölümsüzlük isteğine cevap niteliğindedir. Ahiret hayatı, kıyametten sonra başlayacak sürekli yeni bir yaşamın başlangıcıdır. Ölüm bir son değil, bilakis, yeni, sonsuz bir yaşamın başlangıcıdır. Allah Kur’an’da insanların sonsuz bir hayatı sınırlı dünya hayatına tercih ettiklerini belirtmiştir: “Fakat sizler, dünya hayatını tercih ediyorsunuz! Oysa ahiret hayatı, daha hayırlı ve süreklidir.” (Alâk suresi, 16 – 17. ayetler.).
Akıl sahibi insan, çevresindeki oluşumları inceleyerek, ahiret hayatının var olduğunu gözlemleyebilir. Sonbahar ve devamında kışın, ağaç ve bitkilerin kupkuru (ölü) gibi olmalarına rağmen ilkbaharda tekrar yeşillenmeleri (dirilmeleri) ahiret hayatının varlığına önemli bir delil oluşturmaktadır. Tüm sevenlerini arkasında bırakarak ölen bir insanın, geride bıraktıklarına karşı tek tesellisi, ölümün kaçınılmazlığı ve ahirette herkesin sevdikleri ile tekrar birlikte olma düşüncesidir.

Yüce Allah, öldükten sonra tekrar dirilmeyi, kuru toprağın, yağmurla birlikte tekrar canlanıp ürün vermesine benzetmiştir. Kaf suresi 9 – 11. ayetlerde bu durum şöyle açıklanmaktadır: ” Gökten bereketli bir su indirip, onunla kullar için rızık olarak bahçeler ve biçilecek ekinler, birbirine girmiş kat kat tomurcukları olan hurma ağaçları bitirdik. Böylece onunla ölü bir beldeye yaşam verdik. Îşte dirilip kabirlerden çıkış da böyledir.”. Başka bir ayette ise, “Ölümünden sonra yeryüzünü diriltir. Siz de mezarlarınızdan işte böyle çıkarılacaksınız!” (Rum suresi 19. ayet.). Mekkeli müşriklerin Peygamber Efendimiz’e yeniden dirilme konusunda “Çürümüş kemikleri kim diriltecek” sorusuna Allah, Kur’an’ın Yâsin suresi 78 – 81. ayetiyle cevap vermektedir: ” Însan kendi yaratılışını unutarak bize de bir örnek getirdi. Dedi ki, ‘Çürümüş kemikleri kim diriltecek’, De ki, Onları ilk defa kim yaratmış ise o diriltecektir. O her türlü yaratmayı bilendir.”

Yüce Allah dünyada iken yararlı işler yapanları cennetle müjdelemiştir (Şura suresi 23. ayet). Cennet, çeşitli nimetlerle süslenmiş, dünyada iken inanıp yararlı işler yapan insanların sonsuza kadar kalacakları ahiret yurdudur. Kur’an-ı Kerim’de cennet; ” altlarından ırmaklar akan (Tahrim suresi 8. ayet.), dilediğimiz her şeyi bulacağımız (Kaf suresi 35. ayet.), hiçbir kin ve düşmanlığın olmadığı” (Araf suresi 43. ayet.) şeklinde tasvir edilmektedir.

Ahiret hayatında insanlar mahşer yerinde toplanıp, dünya hayatında yaptıklarının tartılacağı adalet terazisi ile iyilik ve kötülükleri kendisine bildirilecektir. Daha sonra ise, kendisine amel defteri verilecek, amellerinin durumuna göre, cennete ve cehenneme gönderilecektir. Şimdi ahiretteki bu aşamaları tanıyalım:

Mahşer: Yeniden diriliş ile birlikte insanların hesap vermek üzere toplanacakları yere denir.

Mizan: Sevap ve günahların tartıldığı özel adalet terazisine denir. Sevabı çok olanlar cennete, günahı çok olanlar ise cehenneme gidecektir.

Amel Defteri: Dünyada insanların yapmış oldukları iyi veya kötü davranışların kaydedildiği defterdir. Kiramen Kâtibin melekleri insanın sağ ve sol yanlarında bulunup, yapılan her türlü iyi veya kötü davranışları yazmaktadır. Kehf suresi 49. ayette, “Vay halimize, bu nasıl kitapmış, küçük-büyük hiçbir şey bırakmaksızın yaptıklarımızın hepsini sayıp dökmüş..!” itirafıyla insanların hayrete düşeceği haber verilmektedir.

Hesap: Kişinin dünyada yaptığı davranışlarından sorgulanmasıdır. Kur’an, zerre miktarı bile olsa kişinin tüm yaptıklarından hesaba çekileceğini haber vermektedir (Zilzal suresi 7 – 8. ayetler.). Peygamberimiz Hz. Muhammed ise hesapla ilgili olarak şöyle buyurmuştur: “Kişi ömrünü nerede geçirdiğinden, vücudunu nerede yıprattığından, malını nereden kazanıp nereye harcadığından, bildiği ile amel edip etmediğinden sorguya çekilmedikçe yerinden ayrılamaz.”
ahiret_asamalari