Alerjilerde Bağışıklık Sisteminin Rolü

Alerjilerde Bağışıklık Sisteminin Rolü

Bağışıklık sistemimizin düzenli çalışması bizleri hastalıklardan önemli ölçüde korur. Ancak bağışıklık sistemimizde oluşabilecek istenmeyen yan etkilerle çeşitli alerjik reaksiyonlar gelişebilir. 20. yüzyılın başlarında keşfedilen alerji, vücudu koruyan bağışıklık sisteminin, alerjenlere karşı aşırı tepki vermesidir. Alerjik reaksiyona yol açan antijenlere alerjen denir. Alerjenler, solunum yoluyla, deriden temas ile ya da yiyecekler ile vücuda alınabilir ve alerjik tepkilere yol açabilir. En sık rastlanan alerjilerde IgE antikorları oluşturulur. Örneğin saman nezlesi, polenlere karşı çok sayıda IgE sentezlenmesinden kaynaklanan alerjik bir rahatsızlıktır.
B lenfositleri bir alerjenle ilk karşılaştığında plazma hücrelerine dönüşür. Plazma hücreleri alerjen için özgül olan IgE antikorlarını oluşturur. IgE antikorları bağ dokuda bulunan mast hücrelerine tutunur Alerjenle ikinci karşılaşmada IgE antikorları mast hücrelerindeki granüller içinde bulunan histamin salgılanmasını tetikler. Sonuçda göz yaşarması burun akması hapşırma gibi alerji belirtileri ortaya çıkar.
Alerjen maddeler kişiden kişiye değişebilir. Penisilin, polen ve arı zehiri gibi maddelerin yanında, fıstık, balık, yumurta gibi besinler de alerjen olabilir. Alerjik reaksiyonun hangi alerjene karşı olduğu yapılan testlerle anlaşılmaktadır (Resim 1.3.2). Bazen de bağışıklık sistemi vü-cut dokularını antijen gibi algılayarak bu dokulara karşı antikor oluşturur ve savaşmaya başlar. Bunun sonucunda da bazı hastalıklar ortaya çıkar. Bu hastalıklara otoimmün hastalıklar denir. Eklem romatizması, insüline bağlı diyabet, çölyak hastalığı ve mutiple sklerosis (MS) bu hastalıklara örnektir.

alerji-testleri