Atatürkçü Düşünce Sistemini Hazırlayan Etkenler

Atatürkçü Düşünce Sistemini Hazırlayan Etkenler

Dünya tarihinin en önemli liderlerinden biri de Mustafa Kemal Atatürk’tür. Onun büyük bir lider olmasında Atatürkçülük adı verilen, bugün de geçerliliğini koruyan düşünce sistemi etkilidir. Onun belirlediği ilkeleri esas alan ve kendisinden sonra ortaya çıkan bu düşünce sisteminin oluşumunda Mustafa Kemal’in aile ve yetişme ortamı, eğitim hayatı, okuduğu kitaplarvb. unsurlar etkili olmuştur.

Balkanlarda Sona Doğru
Selanik’in Kesendire kazasındaki hizmet günlerim memuriyet hayatımın en kötü geçen zamanlarıydı. Şayet meşrutiyet ilan edilmeseydi, burası benim sonum olacaktı.50.000 nüfuslu bu büyük kaza manen çoktan Osmanlı yönetiminden çıkmış adeta Yunanistan’a bağlanmıştı. Köylerde Yunan bayrakları ve krallarının resimleri; kilise, okul vb. binaların duvarlarında açıkça asılırdı. Birçok köyde tek kelime Türkçe bilen bile yoktu. Ne gariptir ki Kesendire Metropoliti Emilyanos Efendi dahi bir kelime Türkçe bilmeden kaza idare meclisi toplantılarına katılıyordu. Bir iki kişilik Türk memurlardan başka polis, jandarma ve kâtiplerin % 88’i Rum’du.Tahsin Uzer, Makedonya’da Eşkıyalık Tarihi ve Son Osmanlı Yönetimi,
s. 218 (Düzenlenmiştir.)
manastir-nufus-yapisi-1908

İttihat ve Terakki Cemiyeti
Jön Türkler 1889’da İttihat ve Terakki Cemiyeti adıyla teşkilatlı siyasi bir harekete dönüşte Özellikle Makedonya’da kökleşti. Siyasi ve kültürel faaliyetleriyle yüksek  tahsilliler arasında geniş taraftar buldu. İhtilalci bir karaktere sahip, Türklerden başka pek çok kavim ve kültürden üyelerin oluşturduğu İttihat ve Terakki Cerniyetinde gizlilik esastk Ülkede birçok irili ufaklı öı-gütün birleşmesiyle olıjşam cemiyetin İtalya, Fransa, Mısır vb. yerlerde yurtdışı bağlantıları ve çalışma merkezleri bulunmaktaydL Başlangıçta devletin anayasal bir düzene kavuşmasını amaçlayan gizli bir dernek olarak kurulan örgüt; anayasanın kabul edilip IL Meşrutiyet’in ilan edilmesinden sonra iktidarı denetleyen bir siyası parti hâlinege|miş, 1912’de ise iktidar partisi 0|muştur.
Refik Turan “İttihat Ve Terakki Hareketi Ve Atatürk” Atatürk Ve Manastır Semp0ZyumU (12 – 13 Ekim 1998), s. 168 (Düzenlenmiştir.)
Berlin Antlaşması’ndan Sonra Balkanlar
1877 -1878 Osmanlı – Rus Savaşı sonunda imzalanan AyastefanosAntlaşması ile SlrbiStan, Karadağ ve Romanya bağımsız olurken Tuna’dan Ege Denizi’ne kadar uzanan Büyük Bulgar Krallığı kuruldıû İngiltere ve Avusturya’nın itirazı üzerine imzalanan Berlin Antlaşması ile Bulgar Prensliği’nin sınırları yeniden belirlenirken ıslahat yapılması koşuluyla Makedonya Osmanh Devleti’ne blraklldl. 1902’de burada çıkan ayaklanmalar üzerine Osmanlı yönetimi ıslahatlaryapmakzorunda kaldk
1903’de Avrupalı devletlerce hazırlanan ıslahat programına göre Makedonya beş bölgeye aynldk Rusya Selanik’e, Avusturya Üsküp’e, Fransa Serez’e, İngiltere Drama’ya, İtalya Manastır’a yerleşerek buraların ıslahatıyla görev|endirildi. Bu bölgelerde görevli subaylar millî menfaatleri gereği bölgenin idari, adli, mali vb işlerine karışmaya başladl|ar.
Hale Şıvgın ,”1902 – 1908 Yıllarında Manastır Ve Atatürk’, Atatürk ve Manastır Sempozyumu (12 – 13 Ekim 1998), s. 187 – 191 (Özetlenmiştir.)
Atatürkçü Düşünce Sistemini Hazırlayan Etkenler

Mustafa Kemal’in yetiştiği ortam fikir yapısının oluşmasında büyük etkiye sahiptir. Ailesi eğitimine büyük önem vererek onu dönemin modern okullarına göndermiştir. Ayrıca gençlik yıllarının geçtiği şehirlerin Balkanlarda olması fikri gelişimine farklı bir boyut kazandırmıştır. Bu şehirlerden Selanik, konumu ve kozmopolit yapısı nedeniyle Batı kaynaklı siyasi, kültürel her türlü gelişmenin Osmanlı Devleti’ne girdiği yer olmuştur. Mustafa Kemal’in tahsil hayatında önemli bir yere sahip olan Manastır da Avrupa’dan gelen yeni düşüncelerin Osmanlı Devleti’nde ilk etkisinin hissedildiği şehirlerden biridir.

Yaşadığı şehirlerin hareketli ortamında fikirleri gelişmeye başlayan Mustafa Kemal, henüz SelanikAskerî Rüştiyesine giderken kültürel yayınları takip etmeye başlamıştır. Manastır Askerî İdadisinde kişi hak ve hürriyetlerinin genişletilmesine yönelik fikirleri benimsemiştir. Bu fikirler doğrultusunda dönemin önemli düşünürlerine ait eserler okumaya başlamıştır. Bu düşünürlerin başında dönemin vatan şairi Namık Kemal gelmektedir. Özellikle onun meşrutiyetsisteminin gerekliliği ve hürriyetin önemi üzerine görüşlerinden etkilenen Mustafa Kemal, Namık Kemal’i Türk milletinin yüzyıllardır beklediği ses olarak nitelendirmiştir. Mustafa Kemal, Türkçü şair Mehmet Emin Yurdakul’un şiirlerini ilkdefa yine bu okulda öğrenci iken okumaya başlamıştır.
Toplumsal içerikli şiirleriyle tanınan Tevfik Fikret, Mustafa Kemal’in çağdaş ve inkılapçı kişiliğinin oluşmasında büyük bir etkiye sahiptir. Fikret’in Sis, Ferda ve Rücu adlı şiirlerini çok sevdiğini söyleyen Mustafa Kemal, bu şiirleri zaman zaman ezbere okurdu. Onun için “Hangi Türk şairi böyle inkılapçı şiirler yazmıştır?” demiştir. Görüldüğü gibi Harp Okulu dönemi, onda vatan ve millet fikirlerinin olgunlaşmasında hem de Batı’ya dönük çağdaşlaşma Mustafa Kemal’in düşünce hayatının oluşumunda etkili olanlardan biri de Ziya Gökalp’tir. Türk tarihinin bir bütün içinde değerlendirilmesi gerekliliği, uygulamalarda halkın yararının gözetilmesi, eğitim ve öğretimin birleştirilmesi, dilin sadeleştirilmesi, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması, millî kültürü koruyup geliştirerek çağdaşlaşmanın sağlanması gibi konularda Ziya Gökalp’in etkileri belirgindir.
Mustafa Kemal yabancı düşünür ve yazarlardan da etkilenmiştir. Olayları akılcı bir biçimde değerlendirme konusunda Rasyonalizmin (akılcılık) önde gelen temsilcilerinden Descartes ve Kant etkili olmuştur. Fransız İhtilali’nin fikrî hazırlayıcılarından olan J. J. Rousseau ise özgürlükçü ve cumhuriyetçi fikirleriyle Atatürk’ü etkilemiştir. Yine Fransız düşünür Montesquieu’nun cumhuriyetin erdemlerine dairfikirleri ile eserleri onun özgürlüğe dairdüşüncelerinin gelişmesine katkı sağlamıştır.

Mustafa Kemal’in fikir yapısının oluşumunda Avrupa’da ortaya çıkan gelişmelerde etkili olmuştur. Rönesans ve Reform hareketleri sonunda XVI. ve XVII. yüzyılda Avrupa’da sanat, edebiyat ve din alanlarında gelişmeler olmuştur. Bu sürecin etkisiyle başlayan Aydınlanma döneminde toplumsal ve kültürel hayat akılcı bir yaklaşımla düzenlenmiş, deney ve gözlem ön plana çıkmıştır. 1789’da gerçekleşen Fransız İhtilali özellikle siyasal alanda büyük değişimlere neden olmuştur. İhtilalden sonra yayılan adalet, eşitlik, hürriyet ve demokrasi fikirleri bütün dünyayı etkilemiştir. Milliyetçilik hareketleri imparatorlukların dağılmasına sebep olmuş, teknolojik gelişmelerle beraber XVIII. yüzyılda meydana gelen Sanayi Devrimi ise siyasi ve ekonomik ilişkileri yeniden şekillendirmiştir. XIX. yüzyıl sonunda Avrupalı devletler arasında sömürgecilik yarışı da hız kazanmıştır. Osmanlı toprakları bu devletler tarafından paylaşılmaya başlanmıştır. Osmanlı ekonomisi de iflas etmiş, devlet borçlarını ödeyemez duruma gelmiş ve Düyunuumumiyenin kurulmasıyla mali kaynaklarına el konulmuştur.
Dışarıda bu gelişmelerolurken içerde Osmanlı Devleti; XVII. yüzyıldan itibaren karşılaştığı sorunlar nedeniyle yenilik hareketlerine girişmiş, yapılan düzenlemeler köklü bir değişiklik içermediği için istenen sonuç alınamamıştı. Bunun yanında XVIII. yüzyılın sonlarından itibaren dünyaya yayılan milliyetçilikfikri; farklı dil, din ve ırkların birarada yaşadığı Osmanlı Devleti’nde de kısa sürede etkisini gösterdi. Bu fikirlerin etkisiyle, Osmanlı ülkesinde bağımsızlık hareketleri görülmeye başlandı.
XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren bazı Osmanlı aydınları, devletin içine düştüğü bu durum nedeniyle yeni arayışlara yöneldiler. Tanzimat ve Meşrutiyet dönemlerinde Osmanlıcılık düşüncesiyle bütün farklı kimlikleri vatandaşlık bağıyla birleştirmeyi amaçladılar. Meşrutiyetle oluşturulan parlamento ve yürürlüğe konulan anayasa ile hak ve özgürlükler bir ölçüde güvence altına alındıysa da istenen sonuç elde edilemedi. II. Abdülhamit döneminde uygulanan İslamcılık siyaseti de bazı müslüman toplulukların Batılı devletlerin kışkırtmaları sonucu ayaklanmasıyla etkisini kaybetti. Son dönemde de Turancılık düşüncesini benimseyen İttihat ve Terakki Fırkasının yönetimdeki yanlış politikaları ülkedeki isyanları hızlandırdı. Bu gelişmeler sonucunda bahsedilen siyasal düşünceler Mustafa Kemal’in nezdinde etkisini kaybetti. Atatürk bu durumu “Çeşitli milletleri, ortak ve genel bir unvan altında toplamak ve bu çeşitli unsurlardan oluşan kitleleri eşit haklar ve şartlar altında bulundurarak güçlü bir devlet kurmak, parlak ve cazip bir siyasi görüştür. Fakat aldatıcıdır. Hatta hiçbir sınır tanımayarak dünyada mevcut bütün Türkleri bile bir devlet hâlinde birleştirmek, erişilmesi imkânsız bir hedeftir. Bu, yüzyılların ve yüzyıllarca yaşamakta olan insanların çok acı, çok kanlı olaylarla meydana koyduğu bir hakikattir.” 1 sözleriyle ifade etmiştir. Osmanlı DevletindeAvrupa’yı örnekalarakyapılan ıslahatlarla birlikte ortaya çıkan Batıcılıkdüşüncesi son döneme kadar etkili olmuştur. Fakat yapılan ıslahatlar yüzeysel ve taklitten öteye gidemediği için istenilen başarı elde edilememiştir. Bu durumu gören Atatürk “Biz batı medeniyetini taklitçilik yapalım diye almıyoruz. Onda iyi olarak gördüklerimizi kendi bünyemize uygun bulduğumuz için dünya medeniyet seviyesi içinde benimsiyoruz” 2 sözünde de belirttiği gibi Batı’dan toplum yapımıza uyan ve ihtiyaçlara cevap verebilecek kurumları almayı benimsemiştir.
XX. yüzyılın başında Osmanlı Devleti askerî açıdan da kötü durumdaydı. Trablusgarp Savaşı ile Kuzey Afrika’daki hâkimiyeti sona erdi. I. Balkan Savaşı neticesinde de Balkanlarda önemli topraklarını kaybetti. I. Dünya Savaşı’ndan da mağlup ayrılan Osmanlı Devleti, Mondros Ateşkes Anlaşması’nı imzaladı. Ağır maddeler içeren bu anlaşma ile Osmanlı toprakları işgale açık hâle geldi. Kısa bir süre sonra da İtilaf kuvvetleri İstanbul’ageldi.

osmanli-toplumu-gunluk-yasami

itilaf-devleleri-istanbulda

Osmanlı Devleti’nin fiilen işgal edildiğini gören Mustafa Kemal, millî bir devlet kurmak ve yönetimde millet iradesini hâkim kılmak için millî bir mücadelenin başlatılmasının gereğine inanıyordu. Amasya Genelgesi’ndeki “Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” anlayışını da bu mücadelenin başarıya ulaşabilmesi için tek yöntem olarak görüyordu. Görüldüğü üzere Mustafa Kemal, millet egemenliğini amaç edinmiş, Erzurum ve Sivas kongrelerinde millî iradeyi hâkim kılarak yeni kurulan devletin temel dayanağı yapmıştır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir