AVRUPA TOPLULUKLARININ KURULUŞU VE TARİHİ GELİŞİMİ

AVRUPA TOPLULUKLARININ KURULUŞU VE TARİHİ GELİŞİMİ

Avrupa Toplulukları tarihinin başlangıç, noktasının , genelde, İkinci Dünya Savaşını izleyen yıllar olduğu kabul edilir.Bu yıllar bir daha böyle acılarla karşılaşmak için Avrupa’da bir birlik yaratılması gerektiği bilincinin kıta uluslarında ya da en azından yöneticilerinde uyandığı dönemdir.İkinci dünya savaşın da yıkık tükenmiş çıkan Avrupa’ nın yeni bir politik ve ekonomik model arayışı içine girdiği görülmektedir.

Marshall yardımı adı altında Avrupa’ya akan ABD sermayesinin kendilerini giderek ABD’ye bağımlı kılacağını ve rekabet edebilirliklerinin kalmayacağını gören güçsüz Batı Avrupa ekonomileri, ekonomik potansiyellerinin bir araya getirilmesiyle güçlü bir Avrupa Ortak Pazarı oluşturulması konusunda mutabakata varmışlardır.Bütünleşmenin Pazar genişlemesine, bunun da sermaye ve teknolojinin hızlı gelişimine yol açacağı düşünülmüştür.Avrupa Topluluğunun kuruluşundaki temel ekonomik neden budur.Hızlı bir ekonomik kalkınma ile savaşın yıkıntılarından kısa sürede kurtulmak isteği de, ortak pazarın gerçekleştirilmesinde itici bir etken olmuştur.

ABD’nin , Marshall palnı çerçevesinde, Avrupa’nın kullanması için sağladığıyardımın ortak çıkarlar doğrultusunda etkin bir biçimde kullanılması, Avrupa ulusları arasındaki işbirliğinin ilk somut uygulama alanı olmuştur.

Sovyetler Birliğinin batıya doğru yayılmasının engellenmesi de, Avrupa Topluluğunun kuruluşundaki temel felsefesinin politik boyutunu oluşturmaktadır.

9 Mayıs 1950’de Fransız Planlama örgütü başkanı Jean Monnet’in görüşlerinden de etkilenen zamanın Fransa Dışişleri Bakanı Robert Schuman, Ruhr bölgesindeki zengin kömür ve demir madenlerinin Almanya ile birlikte ve bir “uluslar üstü” örgüt aracılığıyla işletileceğini , aynı ideale sahip diğer demokratik Avrupa ülkelerininde bu örgüte katılabileceklerini açıklamıştır.Planın arkasındaki motif ise , savaş sanayinin ana maddeleri olan demir ve çeliğin üretim ve kullanım yetkisinin uluslarüstü bir organa verilmesi , Avrupa Birliğinin başarılması ve gelecekteki bir Fransa-Almanya çatışmasının önlenmesi için yeni bir ekonomik ve politik çerçevenin gerekliliğine olan inançtır.Çağrıya Almanya’nın yanı sıra İtalya , Hollanda , Belçika ve Lüksemburg’un da olumlu yanıt vermesi üzerine , bu altı ülke arasında imzalanan 1951 Paris Antlaşması ile Avrupa kömür ve çelik topluluğu(AKÇT) kurulmuştur.
Başarıyla gerçekleştirilen bu ilk adımı iki başarısız teşebbüs izlemiştir : 1952 tarihli Avrupa Savunma Topluluğu ve 1953 tarihli Avrupa Politik Birliği.Sadece askeri politik amacı olan bütünleşme çabalarının başarısızlıkla sonuçlanması “ekonomik bütünleşme gerçekleştirilmeden politik bütünleşme sağlanamayacağı” yolunda bir görüş doğmasına yol açmıştır.

A.K.Ç.T. başarısı ve yukarıda belirtilen görüşten hareketle kömür ve çelik gibi sınırlı endüstrilerden artık ekonominin tüm sektörlerini kapsayacak bir bütünleşme aşamasına geçilmesine karar verilmiş ve 1957’de imzalanan Roma Antlaşması ile Avrupa Ekonomik Topluluğu (A.E.T.) ve Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu Euratom kurulmuştur.

Avrupa’da oluşturulmaya çalışılan bu yeni yapılaşmanın temelinde Gümrük Birliği vardır.Nihai hedef kurucuların kafasında başlangıçtan beri var olmasına rağmen başlangıçta öncelik pratik ve tamamen haklı nedenlerle Gümrük Birliğine verilmiştir.Anlaşmaya imza koyan ülkeler kendi aralarındaki tüm gümrük engellerini ve diğer kısıtlamaları terk etmeyi ; fiyat ve teslim koşulları , ulaşım masrafları , üreticilerin seçimi vb. açılardan üreticiler , tüketiciler veya kullanıcılar arasındaki tüm farklı uygulamaları kaldırmayı ; devlet sübvansiyonlarına veya bağış şeklindeki yardımlara son vermeyi ve piyasaların işleyişine müdahale eden tüm uygulamaları kaldırmayı kabul etmişlerdir.

Avrupa ekonomik topluluğu, Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda, Lüksemburg ve İtalya Devletlerinin yetkilileri arasında 25 Mart 1957’ de İtalya’nın Roma kentinde imzalanan anlaşma ile kurulmuştur.Avrupa ekonomik topluluğuna, Hukuken ve fiilen uluslar arası bir kuruluş olma niteliğini kazandıran bu anlaşma, taraf olan devletlerin onayını bir yıl bekledikten sonra,1 Ocak 1958 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Avrupa ekonomik topluluğunun nihai hedefi Avrupa’nın siyasal bütünlüğe ulaşmasıdır.Bu hedefe varmak için ön görülen ekonomik eşitliğe sağlamak üzere, ilk araç olarak bir gümrük birliğinin kurulması düşünülmüştür.Böylelikle üyeler gümrük birliği gereğince, kendi aralarındaki gümrük vergilerini sıfıra indirip, dış dünyaya ortak bir gümrük tarifesi uygulamak suretiyle ticareti engelleyen her türlü sınırlamayı kaldırarak, dış ticaretlerinin genişlemesini sağlamayı amaçlamaktadırlar.
Üye devletler arasındaki gümrük birliği, bütün sanayi mallarında ve tarım ürünlerinin çoğunda Roma anlaşmasında öngörülen tarihten bir buçuk yıl önce, 1Temmuz 1968’de gerçekleşmiş, ulaştırma ve enerji alanlarındaki gecikmelere rağmen, AET “geçiş dönemi” adı verilen ilk uygulama devresinin sonu olan , 31 Aralık 1969 tarihinde anlaşma ile saptanan hedeflerin çoğuna ulaşmayı başarmıştır.

Topluluğun gümrük birliğini gerçekleştirme süreci içerisinde kaydettiği ekonomik kazançlar diğer Avrupa ülkelerini de Topluluğa katılmaya teşvik etmiştir.ilk olarak, İngiltere, İrlanda ve Danimarka tam üye olarak topluluğa 22 Ocak 1972 tarihinde katılmış, Norveç’in katılma anlaşması ise, adı geçen ülkede yapılan bir referans ile reddedilmiştir.Katılma Anlaşmaları ile yeni üyeler Tam üyeliğin getirdiği tüm yükümlülükleri kabul etmişlerdir Ancak, bazı alanlarda özellikle ticaretin serbestleştirilmesi ve mali katkılar gibi, yeni üyelere beş yıllık bir uyum devresi tanınmıştır.

Topluluğun üye sayısı 1981 yılında Yunanistan’ın katılmasıyla 10’a , 1.1.1986 tarihinde ispanya ve Portekiz’in de katılmasıyla 12’ye yükselmiştir.

Topluluğa üye ülkelerin sayısının 12’ye yükselmesi sonrasında, üyelik için başvurusunda bulunması’nın ardından, 17 Temmuz 1989’da Avusturya, 1990 yılında Kıbrıs Rum kesimi, 1991 yılında Malta, 1992’de ise İsveç, Finlandiya ve İsviçre bu doğrultuda bir karar almışlardır.

Topluluk Bakanlar Konseyinin 1992 Haziran ayında Lizbon’ da gerçekleştirdiği zirve toplantısında topluluğunun üçüncü kez genişlemesi doğrultusunda bir kara alınmıştır.

Aynı toplantıda, EFTA üyelerinin topluluğa katılmaları için 1993 yılında katılma müzakereleri açılması kabul edilirken, diğer tam üyelik başvurusunda bulunan ülkelere net bir yanıt verilmemiş, sadece işbirliğinin her alanda artarak geliştirilmesi kararlaştırılmıştır.

kadıköy escort kartal escort ümraniye escort escort ankara ankara rus escort ataköy escort beylikdüzü escort bayan izmit escort avcılar escort bayan ankara escort bayan

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir