Bilim ve bilimsellik nedir?

Bilim ve bilimsellik nedir?

Çeşitli gözlem ve deneyler sonucu elde edilen, doğruluğu kanıtlanmış ve belirli kurallar ile düzen­lenmiş sistematik bilgiler bütünlüğüne bilim denir.

bilim_nedir

Bilim, çeşitli araştırmalar sonucu elde edilen bilgilerden oluşan bir üründür. Bu ürüne ulaşmak için izlenen yol ise bilimsel yöntem olarak adlandırılır. Çeşitli bilim dallarında kullanılan bilimsel yöntem ve araçlar, birbirinden farklı gibi görünse de hepsinde amaç; gerçekleri bulmak ve bu gerçekler arasın­daki ilişkileri ortaya koymaktır. Bilim, insanoğlunun kendisini ve çevresini daha iyi tanıyıp, gerektiğin­de değiştirme ve ona egemen olarak kendi kontrolü altına alma isteğinden kaynaklanmaktadır. Bilimin temel işlevleri anlama, açıklama ve kontrol olarak özetlenebilir. O hâlde bilimin esas amacı, gözlenen rus escortlar  karışık olayların açıklamasını yapmak ve gözlenen olaylarla başka olaylar arasındaki ilişkiler hakkında bir yargıya varmayı sağlayacak genellemelere gitmektir. Bu açıklama ve genellemelere bir çeşit akılcı düzenlemelerden oluşan bilimsel yöntemler ile ulaşılır. Bilimsel yöntemin temeli, sorular yöneltmek ve bu sorulara yanıtlar aramaktır. Ancak bunlar gözlem ve deneylere dayanan bilimsel sorular olmalı ve ve­rilecek yanıtlar da daha sonraki gözlem ve deneylerle sınanabilecek bilimsel yanıtlar şeklinde olmalıdır.

“Ay’da melekler yaşar mı?” gibi bir soru, gözlenen bir olaya dayanmadığından bilimsel değildir. O hâlde bir bilim insanının ilk görevi, doğru sorular sormayı öğrenmek olmalıdır. Bazı gözlemler ise her za­man somut veya doğrudan olmayabilir. Örneğin canlılarda milyonlarca yıllık bir süreçte meydana gelen değişimler, bir atomun çekirdek yapısı veya beynin işleyişi doğrudan algılanamaz. Fakat bunların nasıl ortaya çıktığı ve etkileri çeşitli araçlarla saptanabilir.

Bilimsel yöntemin esası ve tüm bilimsel gerçeklerin kay­nağı; gerekli kontrolleri içeren, mümkün olduğu kadar nicel yapılan, ön yargıdan uzak, ger­çekçi ve özenli gözlemler ile deneylerdir. Bun­dan sonra, gözlem ve deneyler analiz edilir ya da gözlenen olay, kendini oluşturan kısımla­ra ayrılarak basitleştirilir ve bir düzene sokulur. Daha sonra bu kısımlar sentezlenir ya da alt bileşenlerine ayrılarak basitleştirilir. Bu sayede gözlenen ola­ya bir anlam verilmiş olur. Yani problemin ne olduğu ortaya ko­nulur.

bilimsellik_nedir

Yapılan gözlemlerin ışığın­da bilim insanı bir genelleme yapar ya da gözlemlerin niteliği hakkında geçici bir fikir veren olaylar zinciri arasında neden-sonuç ilişkilerini belirten bir hipotez kurar. Araştırmaya doğru ilk adım, hipotezle atılır. Hipotez, bilim in­sanının akılcı düşünebildiği bir araştırmanın ilk basamağını oluşturur. Hipotez, iyi kurgulanmış bir soruya verilen geçici bir yanıttır. Hipotez kurulurken yapılan ön tahminler daha sonra kontrollü deneylerle sına-nabilmelidir. Kontrollü deneyin, sınanan tek değişken dışındaki her şeyin sabit tutulduğu deney yöntemi olduğunu hatırlayınız. Bilim insanlarını birbirinden ayıran en belirgin özellik, hipotez kurma yeteneğidir. Gerçek bilimsellik ancak böyle ortaya çıkabilir.

Bilimin yalnızca gerçeklerin gözlenmesi ya da yalnızca hipotezler kurulması ile gelişemeyeceğini belirtmekte yarar vardır. Bilimsel araştırmalarda bu ikisi daima el ele yürür. Bir hipotez, deneysel sınama esasına dayanmalı, herhangi bir yolla doğrulanabilen bir tahmin içermelidir. Kuram (teori) ise birkaç farklı alandaki hipotez ve gözlemi tek bir sistem içerisinde tutar. Örneğin Evrim Kuramı (Teorisi) paleon­tolojiden, anatomiden, fizyolojiden, biyokimyadan, genetikten ve diğer ilgili bilimlerden gelen hipotezleri ve gözlemleri içine alır. Yani kuramın alanı hipotezinkinden geniştir. Ayrıca kuram, hipoteze göre daha çok bulgu tarafından desteklenir.

Bir hipotez kurulduktan sonra bazı sonuçlara ulaşmak için normal mantık kurallarına başvurulabi­lir. Bazı hipotezler doğrudan denenebilirken, bazı hipotezler için bu durum söz konusu değildir. Doğ­rudan doğruya denenemeyen hipotezler, mantığa uygun bazı sonuçların çıkarılıp çıkarılamayacağını göstermek suretiyle sınanır. Bir hipotez bu yüzden sınama esasına dayanmalıdır, yoksa hiçbir önem taşımaz.

Bilim insanı, hipotezine uymayan bir gözlem yaptığı zaman ya hipotezinin ya da gözleminin yanlış olduğu sonucuna varır. Bu gibi durumlarda araştırıcı yeni bir ilişki elde etmek için deney düzeneğini değiştirir ya da değişik bir teknik kullanarak gözlemini yeniler. Eğer gözleminin doğru olduğu kanısına varamazsa hipotezini ya reddeder ya da yeni bir gözleme olanak sağlayacak şekilde düzenler. En uygun olan, her yeni gözlemin hipotezle uyum sağlamasıdır. Bununla beraber deneylerin kesin alarak “evet” ya da “hayır” yanıtlarını verecek şekilde düzenlenmesi zordur. Hipotezler devamlı olarak arttı­rılmalı ve kusursuz duruma getirilmelidir. Herhangi bir hipotezi, kesin ve yaygın bir gerçeğin ifadesi olarak ele alan bilim insanı sayısı azdır. Hipotezin bazı sınırlı koşullar için gerçeğe en uygun yaklaşım olduğu söylenebilir. Örneğin Einstein’ın (Ayınştayn) “Enerjinin Korunumu Yasası”, madde ve enerjinin birbirine dönüşme olasılığı dikkate alınarak kabul edilmiştir. Bu yasa, bilinen kimyasal olaylara herhan­gi bir katkı sağlamadığından yersiz ve anlamsız gibi düşünülmüş ise de bugün bu konu atomik gücün esasını oluşturur.

O hâlde bilimsel yöntem, dikkatli gözlemler yapmak ve bu gözlemleri belirli bir düzene sokmaktan ibarettir. Bundan sonra daha önce gözlenen gerçekleri değil, aynı zamanda yeni bulunan gerçekleri de açıklayacak olan bir hipotez ya da kavram şeması kurulmaya çalışılmalıdır.

Bilimsel çalışmaların çoğunda ulaşılmak istenen amaçlardan biri, olayların nedenini açığa kavuş­turmaktır. Bununla beraber iki olay arasındaki neden-sonuç ilişkilerine dayanan kesin bir kanıtı da elde etmek güçtür. Örneğin beriberi hastalığına yakalanan kişilerin hepsinin B1 vitamini (thiamin) bakımından yetersiz bir besinle beslendiklerinin anlaşılması, hastalığa B1 vitamini eksikliğinin neden olduğu konu­sunda bir kanıt olamaz çünkü daha birçok ortak etken de olabilir.
Deney yapma, her zaman dikkat­le planlanmış bir işlev değildir. Bilim insanları bazı durumlarda “sınama-ya-nılma” yöntemi kullanmak zorunda ka­labilir. Burada bilgi, doğrudan doğruya gözlemle elde edilir. Bu yöntemde hipo­tezlere ya hiç yer verilmez ya da çok az yer verilir. Günümüzde, kanser araştır­maları yapan bilim insanları, bu yöntemi denemektedir. Kanser hüc­releri ile normal doku hücrelerinin bir arada, çeşitli tüplere konularak hepsine yeteri kadar besin verilmek suretiyle yaşatıldığını varsayalım. Sonra bu deney tüplerine akla gelen her çeşit kimyasal maddenin birer birer fakat rastgele ko­nulduğunu düşünelim. Bu maddelerden hangisi yalnız kanser hücrelerini öldü­rür, normal hücrelere zarar vermezse o madde, hastalığın tedavisi için bulunmuş demektir. Bu yöntem, sorunların çözümü için fazla zaman ve enerji harcanmasına da sebep olmaktadır.

kanser_tedavi_merkezi

Her deney grubunun bir kontrol grubu bulunmalıdır. Örneğin Amerika’daki bir üniversitede bir grup öğrenciye, “Günlük C vitamini dozundaki artış, soğuk algınlığına yakalanmayı önlemede yardımcı olabilir.” hipotezini denemek için çeşitli uygulamalar yapılmıştır. Bu hipotez, fazla miktarda meyve suyu içenlerin daha az soğuk algınlığına yakalandığı gözleminden ortaya çıkmıştır.

Yap ılan deneyde C vitamini verilen gruptaki öğrencilerin %65 oranında daha az soğuk algınlığına yakalandıkları görülmüştür. Grupta, kontrol grubu kullanılmamış olsaydı C vitamininin soğuk algınlığını engellediği sonucu çıkarılabilirdi. Fakat ikinci grup öğrenciye birinci gruptakilere verilen C vitamini tab­letlerinden şekil olarak her yönü ile farksız olan ancak içinde C vitamini bulunmayan tabletler verildi. Öğrencilere sadece soğuk algınlığını engelleyen tabletlerin kendilerine verildiği söylendi. Yalancı tablet­leri alan grupta da soğuk algınlığına yakalanma oranında %63 gibi bir azalma gözlendi. Buna göre, C vitamininin sonuçları etkilemediği söylenebilir. Her iki grupta da soğuk algınlığına yakalanma oranındaki azalma büyük bir olasılıkla psikolojiktir.

Bütün deneylerde bilim insanı konuya, kullandığı araca ve deney düzenleme şekline göre (lehte ya da aleyhte) taraf tutmamalı; kendi kendini denetlemelidir. Uygun deneyler düzenlemek başlı başına bir bilim olduğu için bir kişi bu konuda ancak genel kurallar koyabilir. Denenerek gerçeklere uygun olduğu anlaşılan ve geçerli tahminler yapılmasına olanak sağlayan bir hipoteze yasa adı verilir. Yasa, kurama göre daha kesin bir fikri ifade etmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir