DEVLETİN TANIMI KAYNAĞI ve DOĞUŞU

DEVLETİN TANIMI KAYNAĞI ve DOĞUŞU

Devlet, kelime olarak Arapça‘dan gelmekte olup, kökü (D.V.L.)’dir. Devlet ya da dûlet kelimeleri değişmek, bir hâlden başka bir hâle dönmek, birbiri ardınca nöbetleşe gelmek, zafer kazanmak anlamlarına gelir.
Devlet insanlığın başlangıcından beri var olan bir olgudur. Bunun için siyasal bilimciler ve düşünürler yüzyıllardır devletin ne olduğu sorusuna cevap aramışlardır. Bugüne kadar bu sorunun cevabı konusunda tam bir görüş birliği sağlanamamış, devlet konusunda çok farklı görüşler ortaya çıkmıştır. Bu durum devletin mâhiyeti hakkındaki anlayış farklarından kaynaklanmaktadır.
Devleti genelleştirerek tanımlamak oldukça güçtür. Zîra bugün devlet konusundaki açıklamalar, genellikle devletin öğelerinden birine önem verilerek yapılmaktadır. Nitekim yapılan devlet tanımlarından bazıları şöyledir: Devlet, egemen güce sâhip, hukukî ve tüzel bir kişiliğin ifadesidir. Milli açıdan örgütlenmiş bir topluluktur, bir iktidardır. Devlet, yerleşik bir topluluğun hukukî ve siyasal açıdan örgütlenmesi sonucu oluşan, tüzel kişiliğe ve egemenliğe sahip varlıktır.
Devletin tanımı konusunda yazarlar ve araştırmacılar arasında tam bir görüş birliği yoktur. Mesela, Duguit’in devlet tanımlamasında idâre edenlerle idâre edilenlerin varlığını sağlayan bir unsur olduğuna dikkat çekilmiş, Carre’de Malberge ise belli bir ülkede yerleşen fertlerden oluşan ve fertler karşısında emretme ve hükmetme yetkisine sahip düzenli bir toplum olarak devleti tanımlamıştır. Aynı şekilde Bonnard, Malberge’e paralel olarak devleti halka emretme yetkisine sahip sosyal bir heyet olarak belirtmiştir. Filozof Kant ise, hukuk kuralları altında yaşayan insanların vücûda getirdiği birliğe, devlet adını vermiştir. Görüldüğü gibi bir çok düşünür, devlet konusunda ortak bir tanımda birleşememişlerdir.
Devletin tanımıyla ilgili bazı açıklamaları şöyle sıralayabiliriz. Bir hükümete ve ortak kurallara bağlı teşkilâtlı millet veya milletler topluluğudur. Kültür birliği olan ve kurumlaşmış bir iktidar tarafından yönetilen bir insan grubunun, sınırları belirlenmiş bir toprağa yerleşmesi sonucu meydana gelen siyasal toplumdur. Toplumu yöneten kuralları ve yasaları yapma gücüne sahip, ayrı bir kurumlar kümesidir. Hukuken milleti birleştiren, iç ve dış egemenliğe, örgütlü zor kullanma yetkisine ve tekeline sahip, belli bir toprak parçası üzerinde yer alan kamu hukuku tüzel kişisidir. Bir milletin belli bir toprak parçası üzerinde politik bir örgütlenme sonucu ortaya çıkan kişiliğidir. İnsanların toplum hayatında başvurdukları bir örgütlenme biçimidir. Belli sınırlar içindeki insan topluluğuna ait siyâsi hâkimiyetin teşkilâtlanmış şeklidir. Devlet, teşkilâtlı bir insan topluluğudur. Devleti meydana getiren insan unsuru, insan cemiyetlerinin en gelişmiş olanıdır. Herhangi bir topluluk için devlet tâbirinin kullanılabilmesi, o topluluğun nüfusla birlikte kamu organizasyonuna sahip olması ile mümkündür.
Zamânımız düşünürlerine göre, devlet kavramının kaynağı, site yani şehir devletleridir. Hobbes’a göre devlet, bölük pörçük bir kalabalığın bir bütün haline dönüşmesini sağlayan bir anlaşmanın sonucudur. Bu anlaşma ile dağınık haldeki kalabalık, artık organize bir bütün olmuş demektir. Proudhon ise devleti mülkiyetin güvencesi olan ve kişinin tüm haklarını koruyan bir tüzel kişilik olarak görür. Proudhon’un bu fikirlerinde Fransız devriminin etkileri görülmektedir. Ayrıca Hegel, devleti özel hukuk, özel mülkiyet, aile ve ekonomik toplum anlamlarında oluşan siyâsal örgütlenmenin en gelişmiş biçimi olarak ifade etmiştir.
Devletin kaynağı konusunda bugüne kadar farklı görüşler ileri sürülmüş ve savunulmuştur. Devletin kaynağı konusundaki ayrılıklar, devletin tanımında olduğu gibi devletin ne olduğu ve içeriği hakkında beslenen farklı görüşlerden kaynaklanmaktadır. Kimine göre devlet bir olgudur, kimine göre de insan iradesiyle oluşmuş bir varlıktır. Devletin kaynağı konusundaki yorumlar da bu doğrultuda yapılmıştır.
Devletin kaynağı ve kökeni ile ilgili görüşlerden, devleti olgulara dayandırarak inceleyen ekol, devletin kaynağını dört unsura bağlamaktadır. Buna göre kaynağı bakımından devlet; aileye, kuvvet ve mücâdeleye, biyolojik oluşuma ve toplumsal anlaşmaya dayanmaktadır.
Aristo, John Bodın gibi düşünürlerin savunduğu görüşe göre devlet, babanın etken olduğu patriyarkal ailenin genişlemesiyle ya da aynı soydan gelen ailelerin bir araya gelmesiyle oluşur. Bölünmez ailedeki baba, işlevini devlet başkanı olarak devam ettirir. Devletin kaynağını kuvvet ve mücadeleye bağlayan görüşe göre devlet, tabiatta olduğu gibi güçlünün güçsüze hâkim olmasıyla oluşmaktadır. Devlet, tabiattaki bu kuralın değişmeyen ve ezelî bir ifadesidir. Devlet sisteminin değişmesi ya da devletlerin birbirine hâkim olmalarının temelinde de yine bu kural yatmaktadır. Diğer bir görüş olan biyolojik sistemde ise devlet tamamen tabii ve biyolojik olarak, kendiliğinden meydana gelen, canlılar gibi doğma, büyüme ve ölme evrelerini geçiren bir organizmadır. Devletin de insan gibi organları, işlevi ve hayatı vardır. İnsanı yöneten akıl, devleti yöneten de seçkin ve yüksek memurlardır. Vücut organları arasında mevcut olan dayanışma ve yardımlaşma misâli, devlet de görevlerini organlarının yardımıyla gerçekleştirir. Devletin kaynağı ile ilgili görüşlerden bir diğeri de,. devletin ekonomik olay ve cereyanların neticesi olarak ortaya çıktığını ifâde etmektedir. Zirâ devletin oluşumunda maîşet ve ihtiyaç konuları büyük rol oynamıştır.
Devletin oluşumunu açıklayan diğer bir görüşe göre ise devlet, toplumdaki tüm bireylerin ya da çoğunluğunun ortak fikirleriyle oluşmaktadır. Bu görüş çok eskilere dayanmaktadır. Doğal hayat içinde yaşayan insanlar zamanla iktisâdi faâliyetlere girişmişler ve karmaşıklaşan toplum hayatı içinde gereken ve artık ihtiyaç duyulan toplumsal bir uzlaşma sonucu devlet ortaya çıkmıştır. Rousseau ise toplumsal anlaşmayı şöyle açıklamaktadır. İnsanlar toplum hâlinde yaşamaya karar verdiklerinde haklarını topluma devrederek siyasal toplumu oluşturmuşlardır. Her fert siyasal haklarından vazgeçerek topluma katılmıştır. Herkes kendini herkese vermekle aslında hiç kimseye vermemektedir. İşte insanın haklarıyla birlikte topluma girmesine, toplumsal sözleşme denmektedir. Bu sözleşme zımni bir sözleşmedir.
Büyük sosyolog ve düşünür İbn-i Haldun da devleti şöyle tanımlamaktadır. Devlet, insanoğluna mutlak anlamda gerekli olan bir müessesedir. Bu sâdece hukuk kurallarının uygulanması anlamında bir zorunluluk değil, tabiî bir zorunluluktur. Bu zorunluluk insanoğlunun medenî ve siyasî bir varlık olmasından kaynaklanan ve varlığını sürdürmesi için şart olan sosyal örgütlenmenin bir sonucudur. Sosyal zaruretler ve maddî ihtiyaçlar bu örgütlenmeyi zorunlu kılar. Böylece devlet, târihin ilk dönemlerinden beri sosyal hayâtın bir gerçeği olarak var olmuştur. Beşerî ihtiyaçların karşılanması amacıyla sosyalleşen insan, zamanla toplumdaki diğer bireylerle bir arada yaşamak zorunda olduğu için, ortak çalışma ve iş bölümüne girmişler, böylece devlet düzenine geçilmiştir.
Gazâli’nin devlet konusundaki görüşleri ise, iktisadî ve biyolojik nazariyelere yakınlık arz eder. Gazâli, insanların haksızlığa ve isyâna meyilli yaratıldığından, mutlu bir toplumun oluşturulabilmesi için bu tür davranışlara engel olabilecek bir otoriteye ihtiyaç duyulduğunu belirtir. Bu otorite, devlettir. Toplumda düzenin ve istikrarın sağlanması, devlete ve onun başında bulunan idârecilere bağlıdır. Aksi hâlde anarşi doğabilir. Devlet, toplumsal gelişmenin belli bir aşamasında ortaya çıkmış, kamusal sorunların çözülmesi amacıyla rasyonel bir örgütlenmeye duyulan ihtiyaçtan kaynaklanmış, tarihî süreç içinde gelişme kaydederek bugünün modern devleti doğmuştur.
Tüm bu tanımların ışığında devleti şöyle tanımlayabiliriz: belli bir toprak parçası üzerinde,ortak bir geçmişe ve değerlere sahip insanların, belli amaçlarla bir araya gelmesiyle oluşan, emretme, kanun koyma ve zorunlu hallerde hürriyeti kısıtlama yetkisine sahip, teşkilâtlanmış siyasî hakimiyettir.

kadıköy escort kartal escort ümraniye escort escort ankara ankara rus escort ataköy escort beylikdüzü escort bayan izmit escort avcılar escort bayan ankara escort bayan

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir