DİL VE İLETİŞİM

DİL VE İLETİŞİM

İletişim en genel anlamıyla duygu, düşünce, bilgi, haber ve becerilerin
paylaşılması; başka bir deyişle bireyler arasında duyguda,
düşüncede, tutumda ortak bir payda yaratılması sürecidir.
İletişim, en az iki kişiyle gerçekleşen bir etkileşimdir. Görsel – işitsel
kanallarla, verici (konuşan-yazan) tarafından, alıcıya (dinleyen
– okuyan) iletilen bir mesaj (ileti), duyu organları tarafından
alınır ve beyne gönderilir. İleti, beyinde duyu haline dönüştürülerek
algılanır. Algılanan bu ileti, alıcının beyin hücrelerinde bir iz
bırakır. Biz buna yaşantı deriz.

Etkili bir iletişim için, vericinin, anlatmak istediğini en iyi ve etkili
biçimde anlatabileceği simgeleri seçmesi ve bunları uygun bir kanalla
alıcıya iletmesi gerekir. Alıcının da bu simgelerin neyi anlattığını
kavraması ve simgeleri vericinin kafasındaki anlama uygun
bir biçimde anlamlandırması gerekir.
Vericinin (konuşanın-yazanın) ilettiği duygu, düşünce, tutum ve
bilgelerin alıcıda (dinleyen-izleyen-okuyan) belirli bir yankı uyandırması,
alıcıyla verici arasında yaşam ve dil ortaklığının bulunmasını
gerekli kılar. Çünkü iletişim, alıcı ile vericininin ortak yaşantılara
sahip oldukları alanlarda gerçekleşebilir. Bilmediğimiz
bir dille konuşan bir yabancının kullandığı sözcükler, yaşantımızda
bulunmadığı için belleğimizde hiçbir anlam uyandırmaz. Bu
nedenle verici, anlatmak istediklerini, alıcının da anlamlandırabileceği
simgelerden yararlanarak iletmek zorundadır.
Demokratik bir toplumda toplumsal yaşama etkin bir biçimde katılma,
bireylerin iletişim becerilerini yeterince edinmiş olmalarını
gerektirmektedir. Çünkü demokratik bir toplum her şeyden önce
duygu, düşünce, izlenim ve tasarılarını doğru ve eksiksiz aktarabilen,
iletilenleri de doğru anlayabilen; sorunlarını iletişim becerilerini
kullanarak çözmeyi alışkanlık haline getirmiş bireylere  gereksinim duyar.

Dinleme, okuma, konuşma ve yazma diye adlandırılan iletişimsel
(dilsel) becerilerdeki yetkinlik, bireylerin toplumsal yaşamın her
alanındaki başarısını da belirleyen bir etkendir. “Dinleme ve okuma”
bir anlama; “konuşma ve yazma” da bir anlatma eylemidir.

“Ne kadar bilirsen bil; anlatabildiklerin, karşındakinin anlayabileceği
kadardır.”
Mevlana
O halde, anlama, anlatma, anlamlandırabilme ve yorumlama kişiden
kişiye değişir. Anlatılanları tam olarak anlatmak – anlamak
ve doğru yorumlayabilmek neye bağlıdır?
Dil bir iletişim aracıdır. Dinleme, konuşma, okuma ve
yazma birer dilsel beceridir. Dili kullanma ve anlama becerisi,
kişinin iletişim yeteneğini oluşturan temel bir unsurdur. Hem
anlama hem de anlatma etkinliği, başkalarıyla iletişim kurmanın,
kendimizi ve yaşantılarımızı ortaya koymanın bir yoludur.
Doğru, etkili bir konuşma ve anlama için sürekli okumak, yazılı
kültürle sıkı bir iletişim kurmak gerekir. Okuma eylemi, anlatma
alıştırmalarıyla desteklenirse insanın anlama, anlatma ve
yorum becerileri de giderek gelişecektir.

İletişim en genel anlamıyla duygu, düşünce, bilgi, haber ve becerilerin paylaşılması; başka bir deyişle bireyler arasında duyguda, düşüncede, tutumda ortak bir payda yaratılması sürecidir.
İletişim, en az iki kişiyle gerçekleşen bir etkileşimdir. Görsel – işitsel kanallarla, verici (konuşan-yazan) tarafından, alıcıya (dinleyen – okuyan) iletilen bir mesaj (ileti), duyu organları tarafından alınır ve beyne gönderilir. İleti, beyinde duyu haline dönüştürülerek algılanır. Algılanan bu ileti, alıcının beyin hücrelerinde bir iz bırakır. Biz buna yaşantı deriz.
Dinleme, okuma, konuşma ve yazma diye adlandırılan iletişimsel (dilsel) becerilerdeki yetkinlik, bireylerin toplumsal yaşamın her alanındaki başarısını da belirleyen bir etkendir. “Dinleme ve okuma” bir anlama; “konuşma ve yazma” da bir anlatma eylemidir.
dil_iletisim

 

kadıköy escort kartal escort ümraniye escort escort ankara ankara rus escort ataköy escort beylikdüzü escort bayan izmit escort avcılar escort bayan ankara escort bayan

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir