Gece Şiirinin Sözleri ve İncelenmesi

Gece Şiirinin Sözleri ve İncelenmesi

Bazen hayatta hiç ummadığımız şeyler, hiç ummadığımız anlarda, hiç umulmadık şeyleri çağrıştırır bizlere… Küçücük bir kol düğmesi, gümüş bir yüzük, bir film afişi, bir kitap, bir bardak, bir tırnak makası, bir toplu iğne ve bir çok küçüklü büyüklü birler. Bunların arasında bir en büyük bir vardır ki kainatta soluk alıp vermelerin başladığı ilk andan itibaren neler hatırlatmamıştır ki, Kainat anayasasının soluk alıp verme hakkını tanıdığı varlıklara… Her varlık için farklı bir anlamı vardır bu büyük birin… Kimi varlığa göre saat kurma geleneğinin yerleşmediği zamanlarda insanı bu her gün bahşedilen doğuşa uyandırmanın adıdır; o büyük birin dünyanın kendini seyreden yüzündeki sahnesine çıkışı…Kimi varlığa göre dibinde kahvaltı yapan insanoğlunun kırıntılarından nasibine düşeni almanın dramatik zilidir… Cami merdivenlerinde kahvaltıları ya da akşam yemekleri sadedinde insan eli ile kendine hazine-i Rahmetten gelen nimetleri bir mabed avlusunda almanın diğer adıdır. Kimi zaman onun adı, gönüller aydınlatan mealinde Tebrizli bir dervişin adıdır. Kimi zaman da divan şairinin tasvirinde suretler anlatan bir imgenin… Bir Bektaşi nefesinde Aliler aydınlatan Fahr-i Kainat’ı temsil etme şerefiyle bahtı aydınlık bir imge halinde tebellür eder irfan kitabının nurdan satırlarında… Kimi zaman şairlere teşbihlerinde, teşhislerinde, tenkitlerinde yardımcı olacak yegane mazmundur.

İşte bu şairlerden biri: Ahmet Haşim’dir. Onun guruptan başlayarak gecenin koyu karanlık koynuna sığındığı mısralar için çok şeyler söylendi… Zahire bakanın zahirde kalan zekası şairin sadece suretinde ve kafasında kilitlenince cisimden öteye bir şey görmesini düşünmek bile, ötelere çevrilmiş her nazara haksızlıktır.

Çünkü şiirde açıklık kainatın ve insanın yaratılışında gizli olan gizemin varlığına ters bir durumdur. Zira açıklık izahın iktizasıdır. Oysa şair bir şeyi açıklamakla mükellef değildir. Zira şiir, şairin kainatta gördüğü gizemin onun zihninde ve kalbinde açıklığa kavuşmasının kendinde uyandırdığı hayret titreyişlerinin terennümüdür. O yüzden hayret ifade eden haller karşısında bazen susmak bile şiirdir. Bu sebepten müşairünileyh: “Şiir bazen susma işidir.” Diyecektir.

O yüzden şairin şiirlerine en dar açıdan ve en basit yaklaşımla böyle değerlendirmek gerekir. Zira işi sadece şairin kendi görünüşünü beğenmemesi ile izah edecek olursak o halde en güzel şiiri ”…bir haikat-i müthişenin tazyiki altında hiçbir şey söylememek…” şeklinde tarif eden A.Hamit Tarhan’ı, belli teferruatlar dışında aynı şiir telakkisine sahip Yahya Kemal’i Tevfik Fikret’i Cenap Şehabbetin’i ve bütün Batılı Parnasistleri, Sembolistleri ve hatta bütün divan şairlerini görüntülerinden memnun olmayanlar topluluğu şeklinde itham etmek gibi cesaret isteyen bir gafletin sözcülüğünü yapmak gerekir.

Bu görüşlerden yola çıkarak bu yazımda Ahmet Haşim’in şiirinde geceye ve günbatımına dair imgeler üzerinde durmaya karar verdim.

“Göl Saatleri”nin mukaddimesinde “Havz-ı hayalin sularında” “eşkâl-i hayâtı” seyreyleyen şair, “Akşam” şiirinde güneşin battığı o anı, bir sükutla yad edecek ve bütün varlıkların adeta gurup vaktini sessiz bir abid duruşuyla seyreylediğini bizlere hissettirecektir:

“Susar meşâcir-i pür-şâm içinde bülbül-i âb,

Sular semâ-yi hayâlâtı eyler istiâb;

Döner bu sâhil-i nîlîye gölgeden kuşlar

Ağızlarında güneşten birer kızıl dür-i nab.”[1]

Şair burada bir gurup vaktini anlatırken -kendi tabiriyle- “bülbül-i âb”ı , gök yüzünü kendi hayallerinin seması haline getiren nil sularını, batan Güneş’in kızıllığı gagasına kızıl bir inci gibi yansıyan kuşları hep bir sükunet içinde resmediyor.

Şair “Göl Kuşları” isimli kitabında “Siyah Kuşlar” adlı şiirinde de şöyle diyecektir:

“Gurûb u hûn olan perverde-rûh olan kuşlar

Kızıl kamışlara yâkût aba konmuşlar;

Ufukta bir ser-i maktû’u andıran güneşi

Sükût u gamla yemişler ve şimdi doymuşlar.”[2]

Şair burada Güneş’in batışında aldığı hali kesik bir başa teşbih ederken bu kısım kısım kayboluşu ise, kuşların gamlı bir sessizlikle yemeleri şeklinde anlatarak güzel bir hüsn-i talil yapıyor. Ancak özellikle benim bu mısraları seçmemin bir başka nedeni de şairin gün batımına dair ifadelerinde yine sükuta yer vermesidir.

Gam ve hüzün taşıyan insanlar, hal ve hareketleri ile hayattan kopuk, sessiz ve pasif bir duruşu temsil ederler. Şair günbatımında hissettiği gamı kuşlara yükleyerek teşhis yaparken, hüznün kendi üzerindeki sükuti tahakkümünü de anlatmak istiyor olabilir.

Evet aslında sadece Ahmet Haşim şiirinde değil herhangi bir şiirde, bir gurup vakti yahut bir gecenin yarısı anlatılırken sessizliğin de o şiirde seslendirilmesi kadar doğal bir şey olamaz. Zira akşam vakti sosyal hayatın durduğu insanların işinden, okulundan, eğlencesinden evine döndüğü sokaktan elin ayağın çekildiği bir vakittir. Ancak şair burada bize bir kentin yaşamını anlatmaktan, bir sosyal yaşamı anlatmak çok uzak… Her iki şiirde de bir sahil kenarında sahil kenarında sessizliğe bürünen insan taifesi değil, kuş taifesidir. [1]

Efsanevi “O Belde” şiirinde de “Ve bu akşam ki lerzesiz…” derken cümleyi son kelimedeki seslere muvafık bir şekilde “sessiz” kelimesiyle tamamlayarak hem aliterasyon yapmış oluyor hem de şiirde sağladığı mana geleneğinden de sapmamış oluyor.[2]

Şair yine “Batan Ayın Kenarına Satırlar” başlıklı şiirinde “vurulmuş bir İlah” a benzettiği ayı anlatırken, ayın insana ait bir özellikle “Eli ba’zan sükûtu ürkütüyor.” derken, aynı şiirde bazı kuşları da davet ettiğini söylüyor.[3] Ancak burada her iki şiirden de farklı olarak her iki şiirdeki sükûtî tahakkümün kırıldığını görmekteyiz. Ayın batımının aynı zamanda Güneş’in doğuşu şeklinde algılanması bize kuşların –daha özele indirgersek- bülbüllerin ötüşü ile bu sessizliğin kırılması haberini de verir.

Ahmet Haşim’in şiirinde gece, kuş ve gurup imgelerinin sükût, sessizlik, dinginlik, durgunluk gibi kelimelerle işlenmesine örnek teşkil eden daha pek çok mısrası örnek olarak verilebilir. Ancak yukarıdaki örneklerin meramımı ifade sadedinde yeterli olacağı kanaatindeyim. Sonuç olarak diyebiliriz ki:

Ahmet Haşim, şiirinde gece, kuş ve gurup(gün batımı) kelimelerini çoğunlukla hüzünlü bir sessizliğin tarifini yapmak için kullanmıştır. Şairin hüznü durgun dingin bir hüzündür. Bu da şairin bulunduğu coğrafyayla alakalıdır dersek mübalağa yapmış sayılmayız. Zira hamuru, Şam ve yöresinde -bu yöreye Bağdat da dahildir.- yoğrulan şiirler şarkılar hep hüzün yüklüdür. Nihat Sami Banarlı, Resimli Türk Edebiyatı’nın Fuzulî’yi anlattığı bölümünde onun hüzün yüklü şiirlerinden bahsederken bunun sebebini o yörenin adının devamlı istilalar ve savaşlarla anılmasına bağlayacak ve şiirlere sinen bu coğrafi hüznün adına da “İçtimaî Romantizm” diyecektir. Bunu anlamak için çok da derin bir tarihi araştırmaya gerek yoktur. Bir iki sene öncesinin Arap yarımadasının kuzeyine bakılırsa ne anlatmak istediğimiz daha iyi anlaşılır kanaatindeyim.

Şiiri nutuk şairi nâtık olarak gören, bu yolla sürümden bir şeyler kazanma gayretinde olan ve “Göl Saatleri” şairini sırf sanatı merkeze aldığı için toplumdan ve insanlardan kopuk olmakla yargılayan sanat fukarası zihniyetin kulakları çınlasın… Değil ki ben bu yazımı şairi toplumsal ortama ne kadar yakın bir şair olduğunu anlatmak maksadıyla da kaleme almadım. Zira ne onun şiirlerini yazarken böyle bir kaygısı vardı ne de benim onun şiir dünyasına girip birkaç inci devşirirken böyle derdim ve cüretim vardı.

Bu yazıyı kaleme almamdaki maksat “şair şunu anlatmak” istemiş ukalalığı değil bunca zaman sonra şairin bu şiirlerinden başka neler anlayabiliriz gayretidir.

[1] Ahmet Haşim, “Bütün Şiirleri” , Pan Kitabevi, Ankara, 2005, s:16

[2] A.g.e. s:23

[1] Ayrıca burada dikkati çeken bir hususta ikinci şiirde geçen kamış ifadesidir. Şairin “Bir Günün Sonunda Arzu” isimli şiirinde geçen “…göllerde kamış olsam bu dem…” ifadesinde yer alan kamış ifadesiyle döneminde çok tartışıldığı eleştirildiği ve hatta alay edildiği bilinmektedir. Ancak konumuzun sınırlarını çok zorlayacağı için burada bu bahse değinmedik.

gece-siiri

kadıköy escort kartal escort ümraniye escort escort ankara ankara rus escort ataköy escort beylikdüzü escort bayan izmit escort avcılar escort bayan ankara escort bayan

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir