Gözün Yapısı Hakkında Kısa Bilgi

Gözün Yapısı Hakkında Kısa Bilgi

Göz, ışığı algılayan ve bunu impulslara dönüştüren duyu organımızdır. İnsan gözü, metrelerce uzaktaki nesnelerin görüntülerini algılayabilme ve sayısız rengi ayırt edebilme özelliğine sahiptir. Bu karmaşık olayları saniyenin çok kısa bir diliminde gerçekleştirebilen göz, göz küresi ve göze yardımcı yapılardan oluşur:
I. Göz Küresi
Göz küresi incelendiğinde dıştan içe doğru üç tabakadan oluştuğu
görülür. Bunlar; sert tabaka, damar tabaka ve ağ tabakadır (1.6.19).
Sert tabaka; gözün en dış tabakasıdır. Bu tabakaya gözün beyazı (akı) da denir (Şekil 1.6.20). Sert tabaka göze şeklini vermeye yardımcı olur, gözün iç kısmını korur. Bu tabaka ön tarafta incelip saydamlaşır ve hafif şişkinleşerek kornea adı da verilen saydam tabakayı meydana getirir. Kornea göze gelen ışığı kırar ve ışığın göz merceğine ulaşmasını sağlar.
Damar tabaka; sert tabakanın altında yer alır, koyu kahverengi görünür. Bu tabaka gözü besleyen kan damarları bakımından zengindir. İçerdiği pigmentlerden dolayı koyu renkte görünür. Pigmentler göze gelen ışığın çoğunu emer. Bu nedenle gözün içi karanlık bir oda görünümündedir. Işığın bu tabakada emilmesi ile göz içinde ışık yansıması olmaz. Böylece görüntünün net olması sağlanır. Damar tabaka gözün ön kısmında farklılaşarak irisi oluşturur. İris, gözün renkli kısmıdır. İrisin tam ortasında bir delik bulunur. Bu deliğe göz bebeği adı verilir. Göz bebeğinin çalışması kameranın diyaframına benzer. Fazla ışıkta daralır, az ışıkta genişler, böylece göze giren ışık miktarını ayarlar. Örneğin odanızın ışığını kapattığınızda önce hiçbir şey göremezsiniz. Ancak bir süre sonra etraftaki nesneleri az da olsa görmeye başlarsınız. Bunun sebebi fazla ışığa uyum sağlamış olan göz bebeğinizin aniden karanlıkla karşılaştığında yeterli ışık girecek kadar genişlemesi için belirli bir sürenin geçmesidir. Göz bebeğinin genişleyip daralmasını irisi tutan düz kaslar sağlar. Bu kaslar otonom sinir sistemi tarafından kontrol edilir. İrisin arkasında göz merceği yer alır. Göz merceği, göze gelen ışınları kırarak ağ tabaka üzerinde bir noktada toplayan saydam bir yapıdır. Göz merceğinin kalınlığı kirpikli cisim tarafından ayarlanır. Kirpikli cisim iris etrafında kalınlaşan damar tabaka ve düz kaslardan oluşur. Uzaktaki veya yakındaki cisimlere bakılırken kirpikli cisim kasları kasılıp gevşeyerek merceğin kalınlığını ayarlar. Böylece cisim hangi uzaklıkta olursa olsun görüntünün retinada bulunan sarı benek üzerine düşmesi sağlanır. Bu şekilde göz, objeler üzerine odaklanabilir. Buna göz uyumu denir.

gozun-yapisi
Gözde saydam tabaka ile göz merceği arasında kalan boşluğa ön oda, mercekle iris arasında kalan boşluğa da arka oda adı verilir. Bu odalar özel bir sıvı ile doludur. Bu sıvı gözün şeklinin ve canlılığının korunmasını sağlar. Mercek ile retina arasında kalan kısım gözün en büyük boşluğunu oluşturur. Bu kısım jelimsi bir sıvıyla doludur. Bu sıvı camsı sıvı olarak adlandırılır. Camsı sıvı, göz küresinde iç basınç meydana getirerek gözün şeklinin sabit kalmasını sağlar.

gozun-sert-tabakasi
Ağ tabaka (Retina); gözün en iç kısmında bulunan tabakadır. Mercekten kırılan ışınlar retina üzerine düşer. Retinada ışığı algılayan reseptörler ve ağ şeklinde dağılmış sinir hücreleri bulunur. Bu reseptörlere şekillerinden dolayı çubuk ve koni hücreleri adı verilir (Şekil 1.6.21). Retinada sadecekoni hücrelerinin bulunduğu yere sarı benek adı verilir. Ancak retinada sarı benek dışında da seyrek olarak koni hücreleri bulunur. Burası görme olayı sırasında retinaya ulaşan ışınların toplandığı yerdir. Görme sinirlerinin retinadan çıktığı nokta ise kör nokta olarak adlandırılır. Burada çubuk ve koni hücresi bulunmadığından görüntü oluşmaz ve ışık algılanmaz.
Çubuk hücreleri; ışık şiddetinin daha az olduğu durumlarda görmeyi gerçekleştirir. Renkleri algılamaz ve siyah beyaz görmeyi sağlar. Koni hücreleri ise yeterli ışık şiddetinde renkli görmeyi sağlar. Retinada üç tip koni hücresi vardır. Bunlar kırmızı, yeşil ve mavi ışığı algılama özelliğine sahip pigmentleri taşıyan koni hücrelerdir. Genlerde meydana gelen kalıtsal bozukluklar nedeniyle koni hücrelerinden bir grubun olmaması renk körlüğüne neden olur. Renk körlüğü renklerin algılanamaması durumudur. Renk körlüğünün yaygın olan çeşidinde kişiler kırmızı ve yeşil renkleri birbirinden ayıramaz. Retinada koni hücrelerinin hiç bulunmadığı durumda ise kişi her şeyi siyah beyaz görür buna da total renk körlüğü denir.
Işığın algılanmasını ve görmeyi sağlayan pigmentlerin öncül maddesi A vitaminidir. A vitamini eksikliğinde oluşan bozukluğa gece körlüğü adı verilir. Retinadaki çubuk hücrelerinde bulunan ve düşük ışık şiddetinde görmeyi sağlayan pigmentlerin sayısı gece körlüğü olan insanlarda daha azdır. Bu kişiler loş ışıkta göremezler.

goze-gelen-isinlar

II. Göze Yardımcı Yapılar
Kaşlar, göz kapakları, kirpikler, gözyaşı bezleri ve göz kasları göze yardımcı yapılardır. Kaşlar ve kirpikler gözü yoğun güneş ışınlarından korur. Yabancı maddelerin ve alından gelebilecek terin göze kaçmasını engeller (Şekil 1.6.22-a). İçinde bol kılcal damar bulunan göz kapakları, altta ve üstte bulunan birer deri kıvrımından oluşur. Gözü mekanik olarak koruyan bu yapıların yanında bir de gözyaşı salgılayan bezler vardır (Şekil 1.6.22-b). Gözyaşı gözü nemli tutar, kurumaktan korur. Göze ulaşan mikroplar, gözyaşında bulunan lizozim enzimi sayesinde yok edilir. Ağlama durumunda gözyaşının fazlası burun boşluğuna akar, bir kısmı da gözden dışarı taşar.

Göz küresinin hareketini sağlayan kaslar, cismin yönüne doğru gözü hareket ettirir (Şekil 1.6.22-c). Bu kaslar gözleri aynı yönde hareket ettiremezse çift görme ya da şaşılık dediğimiz sorun ortaya çıkar.

goze-yardimci-yapilar