Kalbin Dolaşım Sistemindeki Görevi ve Yapısı

Kalbin Dolaşım Sistemindeki Görevi ve Yapısı

17. yüzyılda İngiltere’de tıp ve fen öğrenimi gören William Harvey (Vilyım Harvi) insanda dolaşım sistemiyle ilgili araştırma yaparken, kanın vücuttaki dolaşımını ”sonu olmayan bir nehir” benzetmesiyle açıklamaya çalışmıştır.
Harvey’nin sonu olmayan bir nehre benzettiği dolaşım sistemi kalp, atardamar, toplardamar ve kılcal damarlardan meydana gelir. Kan dolaşımını sağlayan bu sisteme lenf dolaşımı yardımcı olur.
1. Kalp
a. Kalbin Yapısı
Dolaşım sistemi içerisinde bir motor gibi görev yaparak kanı damarlar içinde tüm vücuda pompalayan kalp, göğüs boşluğunda (Şekil 1.3.8), iki akciğerin arasında yer alan yumruk büyüklüğünde (300 g) ve koni şeklinde bir organdır. Kalp, üstte iki kulakçık (atrium), altta iki karıncık (ventrikül) olmak üzere dört odacıklıdır (Şekil 1.3.9). Kulakçıkların karıncıklara açıldığı yerde kapakçıklar bulunur. Sağ kulakçıkla sağ karıncık arasında üçlü kapakçık (triküspit), sol kulakçıkla sol karıncık arasında ikili kapakçık (biküspit, mitral) yer alır. Bu kapakçıklar sağlam liflerle karıncıkların duvarlarına bağlanır. Ayrıca kalbin sol karıncığından çıkan aort ve sağ karıncığından çıkan akciğer atardamarında yarım ay şeklinde kapakçıklar vardır. Bu kapakçıklar kalpten pompalanan kanın geri dönmesini engeller ve kanın tek yönde akmasını sağlar.

 

insan kalbi üç tabakadan oluşur. Bu tabakalar dıştan içe doğru pe-rikart, miyokart ve endokart olarak adlandırılır. En dışta bulunan peri-kart, kalbin dışını tamamen saran bağ dokudan yapılmış iki katlı bir zardır. Bu zarın arasında sürtünmeyi azaltan sıvı bulunur. Ortada bulunan miyokart, kalp kasından oluşmuştur. Kan, akciğerlere ve vücudun diğer bölümlerine karıncıklardan pompalandığı için miyokart tabakası karıncıklarda kalın, kulakçıklarda incedir. En iç kısımdaki endokart, ise tek sıralı epitel dokudan oluşmuştur. Bu tabaka kalbin iç yüzeyini örter, aşınmayı önleyen kaygan bir yapı oluşturur.
Kalbi besleyen damarlara koronerdamarlaradı verilir (Şekil 1.3.10). Kalp, koroner damarlardaki kanla beslenir. Bu damarlar, aorttan çıkan atardamarların kılcallara ayrılmasıyla oluşur. Koroner damarlar tıkanır ya da daralırsa kalp, ihtiyacı olan besin ve oksijeni alamaz. Bu durum kalp krizi (enfarktüs)ne neden olur.

 

kalbin-gogus-kafesindeki-yeriinsan-kalbinin-yapisi

kalbin-besleyen-koroner-damarlar

b. Kalbin Çalışması
Kalbin çalışması, kalp kaslarının kasılıp gevşemesi ile gerçekleşir. Kalbin kasılmasına sistol, gevşemesine diastol denir. Kalp çalışırken önce kulakçıklar sonra da karıncıklar kasılır ve gevşer. Kulakçıklarla karıncıkların kasılmaları birbirine zıt olarak gerçekleşir. Yani kulakçıklar kasılırken karıncıklar gevşer, karıncıklar kasılırken de kulakçıklar gevşer. Sağlıklı ergin bir insanın kalbi dakikada 70-80 kez atar. Her kalp atışı yaklaşık 0,85 s sürer. Kulakçıkların kasılması 0,15 s, karıncıkların kasılması 0,30 s sürer. Kalan 0,40 s’de ise kalp dinlenir (Şema 1.3.1).
Kalp, insanda embriyo gelişiminin 4. haftasından itibaren atmaya başlar. Bazı hücreleri uyartı oluşturabilme özelliğine sahip olan kalp kası yaşam boyu hiç durmadan kasılıp gevşeyebilir. Yani kalp, sinir sisteminden herhangi bir uyartı gelmeden yapısı gereği kendi kendine uyartı oluşturup kasılmayı sürdürebilir. Örneğin bir omurgalı canlının kalbi vücut dışına çıkarıldığında kalbin bir süre daha kendi kendine kasılıp gevşediği gözlenir. Peki bir dış etki olmaksızın kalp belirli bir düzen içinde nasıl kasılmaktadır? Kalpte, kalp kası hücrelerinin özelleşmesiy-le oluşan uyarıların başlatılması ve iletilmesini sağlayan özel bir sistem mevcuttur. Bu sistemi oluşturan yapılar sinoatrial (SA) düğüm, atriyo-ventrikuler (AV) düğüm, his demeti ve purkinje lifleridir.
Kalbin kasılmaya başlaması sağ kulakçık üzerinde bulunan sinoatrial (SA) düğümden başlatılan uyartılar ile meydana gelir (Şekil 1.3.11). SA düğüm, bir jenaratör gibi elektrik üreterek kalp kası hücrelerinin kasılmasını düzenler. SA düğüm aynı zamanda kasılma ritmini de denetler. SA düğümden gelen uyartı ile kulakçıklar kasılır. Buradan yayılan uyartılar atriyoventrikuler (AV) düğüme ulaşır. AV düğüm kulakçıklarla karıncıklar arasındaki duvarda bulunur. AV düğümden çıkan özelleşmiş kas telcikleri His demetleri adını alır. Bu demetler karıncıkların duvarında dallanarak Purkinje liflerini oluşturur. Purkinje liflerine ulaşan uyartının etkisiyle de karıncıklar kasılır. Böylece kalp bir defa kasılıp gevşemiş olur.
Kalp her ne kadar yapısı gereği ritmik kasılsa da onun pompaladığı kan miktarı ve kasılma ritmi birtakım etkenler aracılığı ile düzenlenir. Bunlardan iç organların çalışması üzerine etkili olan sempatik (hızlandırıcı) sinirler, adrenalin ve tiroksin hormonu, kandaki karbon dioksit yoğunluğu, ateşli hastalıklar, nikotin ve kafein gibi kimyasal maddeler kalbin çalışmasını hızlandırıcı yönde etki yapar. Parasempatik (yavaşlatıcı) sinirler ve asetilkolin hormonu ise yavaşlatıcı etki yapar.
Kalbin ritmik kasılma ve gevşemesinin atardamarlarda hissedilmesine nabız, kalbin kasılıp gevşemesi sırasında kanın atardamar duvarına yaptığı basınca ise tansiyon adı verilir. Tansiyon, büyük ve küçük tansiyon olarak iki çeşittir. Büyük tansiyon karıncıkların kasılması sırasında kanın atardamar duvarına yaptığı basınçtır.

Karıncıkların gevşemesi anında kanın atar damar duvarına yaptığı basınç ise küçük tansiyon olarak adlandırılır. Sağlıklı bir insanda dinlenme hâlinde büyük tansiyon 120 mm Hg, küçük tansiyon ise 80 mm Hg basıncındadır.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir