Kaza ve Kadere İman

Kaza ve Kadere İman
Kader, sözlükte, bir şeyi belirli ölçüye göre takdir Çalışmadan düşük not
etmek, belirlemek ve yapmak anlamlarına gelir. Kavram olarak Yüce Allah’ın, ezelden ebede kadar olacak bütün şeylerin zaman ve yerini, özellik ve niteliklerini, ezelî ilmiyle bilip takdir etmesidir.
Kaza ise sözlükte emir, hüküm, yaratma ve sonuçlandırma anlamlarına gelir. Kavram olarak da Allah’ın takdir etmiş olduğu şeyleri, zamanı gelince yaratmasıdır.
Kader ve kazaya iman, Yüce Allah’ın ilim, irade, kudret ve tekvin sıfatlarına iman etmek demektir. Kadere inanan insan, hayır ve şerrin, iyi ve kötünün, evrendeki her şeyin Allah’ın bilmesi ve yaratması ile olduğunu kabul eder. Kâinattaki tüm varlıkları ve olayları belli bir ahenk ve ölçüye göre düzenleyenin Allah olduğunu bilir. Nitekim Allah, kâinatta olan her şeyi belli bir plan (kader) içerisinde yarattığını şöyle ifade etmiştir. “Biz her şeyi bir kadere (ölçüye, plana) göre yarattık.”1
Allah her şeyi yerli yerinde yaratmıştır. İnsan ve hayvanları yaratmadan önce yeryüzünü onların yaşamalarına uygun bir şekilde hazırlamıştır. Tüm canlılara da uygun hava ve gıdayı veren odur. Dünyadaki hayat onun yarattığı düzen ve denge içerisinde sürüp devam etmektedir. Bu durum Ra’d suresinin 7. ayetinde şöyle ifade edilmiştir: “… Onun katında her şey bir ölçü iledir.” Bu harika düzeni keşfetmeye yönelik yapılan bilimsel araştırmalar, Allah’ın her şeyi ölçülü bir şekilde yarattığı gerçeğini anlamamıza katkı sağlamaktadır.

Allah, kâinatın düzeni ve işleyişini birtakım yasalara bağlamıştır. Kâinatta görülen bu şaşmaz prensiplere evrenin yasaları denir. Evrenin yasaları; fiziksel, biyolojik ve toplumsal yasalar şeklinde üç ana başlıkta toplanabilir. Fiziksel yasalar; madde ve enerjinin oluşumu, değişimi, yapısı, hareketi ve maddeler arası ilişkilerle ilgili prensiplerdir. Biyolojik yasalar; canlıların yapısı, beslenmesi, korunması, gelişmesi ve üremesiyle ilgili yasalardır. Toplumsal yasalar ise; toplumsal olaylar arasında var olan sebep sonuç ilişkisini ifade eder. Örneğin, adaletin olmadığı toplumlarda barış bozulur, gelir dağılımının adil olduğu toplumlarda yoksulluk azalır. Toplumsal yasalar Kur’an-ı Kerim’de “sünnetullah” kavramı ile ifade edilmiştir.2
Allah, insanı en mükemmel şekilde yaratmıştır. Diğer varlıklar gibi insanı da kuşatan değiştirilemez kanunlar vardır. Mesela insan, diğer canlılar gibi doğar, yaşar, yaşlanır ve ölür. Yemeden içmeden yaşayamaz. Ancak, diğer varlıklardan farklı olarak ona, “akıl” ve “irade” verilmiştir.
İnsan, bu irade ve aklı sayesinde iyiyi kötüye, doğruyu yanlışa tercih eder. Tercih hakkı insanı diğer varlıklardan ayırır. Özgür iradesiyle seçim yapabilen insan, bundan dolayı işlediklerinden sorumlu tutulmuştur. Bu hususla ilgili bir ayette insanın özgürlüğüne şöyle vurgu yapılmıştır: “Kim iyi bir iş yaparsa lehine, kim de kötülük yaparsa aleyhinedir. Rabb’in kullara asla zulmedici değildir.”3
1 Kamer suresi, 49. ayet.
2 bk. Fâtır suresi, 43. ayet.
3 Fussilet suresi, 46. ayet.
4 Şûrâ suresi, 30. ayet.
İslam dini, akıl sahibi olmayı sorumluluğun şartlarından saymıştır. Bu bakımdan akıl ve özgür irade sahibi insanın, “kaderim böyle” diyerek sorumluluktan kurtulamayacağı gibi sorumluluğu başkasına da atamayacağı Kur’an’da şöyle ifade edilmektedir: “Başınıza gelen herhangi bir musibet kendi yaptıklarınız sebebiyledir. O yine de çoğunu affeder.”4

İnsan, aklı sayesinde vahye muhatap olmakta ve dinî sorumluluk almaktadır. Kur’an’da insanın, iman konusunda ve din seçiminde özgür bırakıldığı şöyle ifade edilmiştir: “Şüphesiz biz ona doğru yolu gösterdik. İster şükredici olsun, ister nankör.”1 Ayrıca Allah, insanın sorumluğunu gücüyle sınırlı kılmaktadır. Bu husus Kur’an’da şöyle ifade edilmektedir: “Allah, kimseye gücünün üstünde bir şey teklif etmez…”2
Dinimiz çalışkanlığı övmekte, insanın, çalışmadan ve gayret etmeden isteklerine ulaşmasının mümkün olamayacağını dile getirmektedir. Bir ayette bu konu şöyle ifade edilmektedir: “Gerçekten insan için kendi çalışmasının karşılığından başka bir şey yoktur.”3 Bu nedenle kadere inanan insan, gücü nispetinde kendisine, ailesine ve topluma faydalı olmaya çalışır. Hayatında mutlu, huzurlu ve başarılı olma konusunda çaba gösterir.
İnsanın, sıkıntılarını aşmak için elinden gelen her şeyi yaptıktan ve tedbirleri aldıktan sonra işin sonunu Allah’a havale etmesi ve ona güvenmesi gerekir. Buna “tevekkül” denir. Allah kendine tevekkül edenlerin önce üzerlerine düşen görevleri yapmalarını ister. Kur’an’da bu hususa şöyle işaret edilmektedir: “…İş hakkında onlara danış. Kararını verdiğin zaman da artık Allah’a dayanıp güven (tevekkül et). Çünkü Allah, kendine dayanıp güvenenleri sever.”4
1 İnsan suresi, 3. ayet.
2 Bakara suresi, 286. ayet.
3 Necm suresi, 39. ayet.
4 Âl-i İmrân suresi, 159. ayet.
5 En’âm suresi, 2. ayet.
İnsan için belirlenen ömür bittiğinde, ecel gelir ve ölüm olayı gerçekleşir. Allah, bir ayette şöyle buyurmaktadır: “O (Allah), sizi çamurdan yaratan, sonra size bir ecel, bir ömür süresi tayin edendir…”5 Bundan dolayı insan, yaşamının sonlu olduğu bilinciyle ömrünün kıymetini bilmeli ve faydalı olmaya gayret etmelidir.

kader-ve-evrenin-yasalari

kaza-ve-kader

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir