Kendisi ile barışık olan komşusuyla da barışık olur

Başbakan Davutoğlu, Erzincan’da STK temsilcileriyle bir araya geldi.

“Kendisi ile barışık olan komşusuyla da barışık olur”

Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Deprem geldiğinde insanların etnik kimliğine, mezhebine bakmadı. Hepimize birden vurdu. Savaş ve işgal geldiğinde acaba, şu etnik grupları, bu mezhebi grupları, Sünnileri, Alevileri ayırt etmedi. Nasıl deprem bir felaket olarak insanları ayırt etmiyorsa biz de onlara karşı gösterdiğimiz dirençte, kardeşlerimiz arasında, vatandaşlarımız arasında ayrım görmeyiz” dedi.

Davutoğlu, Erzincan’daki Kule Park Sosyal Tesisleri’nde sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle akşam yemeğinde bir araya geldi.

Şehirlerin ülkelerle birlikte toplumların kaderlerini belirlediğini ve mekânlarıyla şekillendiğini dile getiren Davutoğlu, tarihi geçmişine bakıldığında, Terzi Baba Hazretleri gibi manevi önderleriyle ve konumlandığı mekan itibarıyla Erzincan’ın Anadolu’daki kültürün omurga şehirlerinden birini oluşturduğunu belirtti.

“Mekânına baktığınızda şehirlerin kaderini de anlamak mümkün olur” diyen Davutoğlu, Erzincan’ın İç Anadolu-Doğu Anadolu-Karadeniz hattı üzerinde, Kelkit ve Fırat havzaları arasında, Mezopotamya’yı Karadeniz’e bağlayan güzergâh üzerinde çok önemli bir konumda olduğunu, Mama Hatun Kervansarayı gibi birçok külliyenin ve Erzincan’ın ilçelerine nüfuz etmiş derin kültürün de bunun izlerini taşıdığını belirtti.

Yıllar önce bir akademik konferans için Erzincan’a geldiğini söyleyen Davutoğlu şöyle devam etti:

“Geldiğimde Kemah’a gitmiştim, büyülenmiştim. Hepimiz Eğin’in, Kemaliye’nin evlerini biliriz. Otlukbeli’nin tarihi geçmişimiz içindeki konumunu biliriz. Ergan Dağı ve kayak tesislerinin şöhretini hep duymuşuzdur. Hangi açıdan alırsanız alın Erzincan’da kültürümüzden böyle her bir ilçeye, her bir diyara serpiştirilmiş güzel numuneler vardır çünkü Erzincan, mekânın doğası gereği doğu-batı, kuzey-güney hattı üzerinde kritik bir kavşak noktadadır.”

Evliya Çelebi’nin eserinde Erzincan’da 500 dükkân bulunduğuna yer verdiğini aktaran Davutoğlu, bunun Erzincan’ın ticari bir havzanın merkezinde olduğu anlamına da geldiğine dikkati çekti.

Son iki gün Bağdat ve Erbil’de bulunduğunu, daha sonra İstanbul’a geçip toplantılar yaptığını ve Atlantik Konseyi’nde yapılan Enerji Konferansı’na katıldığını, ardından da Patnos’a geldiğini anlatan Davutoğlu, “Son üç gün içinde öyle bir kuşak içinde seyrüsefer yaptım ki aslında bu kuşakların birbirlerine ne kadar irtibatlı olduğunu, hiçbirinin insan dokusunun diğerinden ayrılamayacağını bizzat müşahede ettim” ifadelerini kullandı.

Gelirken Erzincan’a ait mutluluk endeksini incelediğini de belirten Davutoğlu, şunları söyledi:

“Tam Erzincan’a yakışan bir tavır, yakışan bir istatistik beni etkiledi. Çünkü Erzincan huzur şehridir, nezaket, zarafet şehridir. Erzincan’daki mutluluk endeksi yüzde 65 ile en yükseklerden birisi. Erzincanlılar mutlu. Türkiye ortalamasının yaklaşık 10 puan üstünde. Mutlu olmanın temel prensibi -eğer böyle bir mutluluk endeksinde Erzincan üst sıradaysa- kendisi ile barışık olmaktır. Kendisi ile barışık olan komşusuyla barışık olur. Komşusuyla barışık olan şehriyle barışık olur. Şehriyle barışık olan ülkesiyle ve diğer insanlarla barışık olur. Aslında bizim bugünlerde en fazla ihtiyaç hissettiğimiz şey kendimizle barışık olmak. Tek tek her birimizin kendi dünyamızda, iç dünyamızda bir derin huzur yaşamamız halinde komşularımıza bakışımız, şehrimize bakışımız da bu anlamda değişir, şekillenir. İşte çözüm süreci kavramını ve onun üzerindeki çalışmalarımızı, yarın Tunceli’de (yapacağım), geçtiğimiz haftalarda da Hacı Bektaş’ta yaptığım konuşma çerçevesinde Alevi-Sünni kardeşliği, Türk-Kürt kardeşliği üzerinde neredeyse nakış nakış işlercesine, bütün bir Türkiye’de tekrar bir huzur ortamını oluşturmamızın arkasında da bu sır var.”

“BİZ, BU TOPRAKLARDA BARIŞIN ELÇİSİYİZ”

Irak ziyareti sırasında cuma namazı çıkışında insanların kendisine Arapça, Kürtçe, Türkmence ve Türkçe seslenerek kucakladığını ifade eden Davutoğlu, “Diller farklıydı, lehçeler farklıydı ama muhabbet, o gönülden muhabbet gözlerde ışıltı halinde vardı. Biz bu topraklarda barışın elçisiyiz. Biz bu topraklarda muhabbetin, bu topraklara nüfuz etmiş o engin irfanın temsilcileriyiz ve bu irfan bütün şehirlerimizde olduğu gibi Erzincan’ımızda da Erzincan’ımıza can veren o ruh ile varlığını sürdürüyor ve bu varlığını sürdürdükçe de Erzincan’ımız da ülkemiz de inşallah ilerde çok daha güzel günler görecek” şeklinde konuştu.

Mekânla insanın doğası arasında da bir ilişki bulunduğuna değinen Davutoğlu, Erzincan’ın dağların arasında bir bağlık, bir ümran şehri olduğunu söyledi. Konuşmasında Erzincan’da meydana gelen depremlere de değinen Davutoğlu, 1916-1918 Rus işgali karşı birlikte direnen Erzincanlıların 1939’da da deprem felaketi karşısında büyük bir imtihandan geçtiğini dile getirdi.

“O imtihanı da yine dirençle, omuz omuza vererek aştılar” diyen Davutoğlu, “Deprem geldiğinde insanların etnik kimliğine, mezhebine bakmadı. Hepimize birden vurdu. Savaş ve işgal geldiğinde acaba, şu etnik grupları, bu mezhebi grupları, Sünnileri, Alevileri ayırt etmedi. Nasıl deprem bir felaket olarak insanları ayırt etmiyorsa biz de onlara karşı gösterdiğimiz dirençte, kardeşlerimiz arasında, vatandaşlarımız arasında ayrım görmeyiz” ifadelerini kullandı.

Erzincan’da 1939 ve 1992’de yaşanan depremin halkın kimliğini ve direnme gücünü artırdığını belirten Davutoğlu, devletin sorumluluklarını da artırdığına işaret ederek şunları kaydetti:

“1992’yi hatırlarsınız, 1999 depremini hatırlarsınız. Erzincan gibi nispeten daha uzakta görünen bir yerde değil Ankara’nın çok yakınında İstanbul’un çok yakınında Marmara depremine ulaşabilmesi dönemin başbakanının ve devlet yetkililerinin günler geçmesi gerekmişti. Evet, göreceli olarak bakıldığında, tarih olarak bakıldığında geçen yüzyıl, yani 20. yüzyılda. 21. yüzyılda da Van depremi oldu. Yani yakın zamanda. Arada aslında 12-13 yıl var ama Van depreminde bir sene içinde 20 bine yakın konut yapılarak yepyeni bir Van inşa edildi, bir sene içinde. 92 depremi ile karşılaştırdığınızda Türkiye’nin nereden nereye geldiğini ve ‘Yeni Türkiye’ dediğimiz kavramla Eski Türkiye arasında gerçekten de bir yüzyılı aşan bir kapasite farkı olduğunu açıkça ortaya koyuyor bu gelişme.”

Başbakan Davutoğlu, Erzincan’ın benzer felaketlerle karşı karşıya kalmaması için kentsel dönüşüme ve binaların depreme dayanıklı hale getirilmesine büyük ihtiyaç olduğunu sözlerine ekledi.

“ERZİNCAN’A 12 YILDA CİDDİ YATIRIMLAR YAPILDI”

Erzincan’ın son 12 yıl içinde çok ciddi yatırımları gördüğünü belirten Davutoğlu, “Bundan sonra da görecek. Gelirken istatistiklere baktığımda 5 milyar Türk liralık, eski şeyle 5 katrilyonluk yatırım görmüş Erzincan’ımız. Daha fazlasını hak ediyor. İnşallah çok daha fazlasını yapacağız” açıklamasında bulundu.

Kentten 2002’de yapılan toplam ihracatın 394 bin dolarken, bu rakamın şimdi ise 7,3 milyon dolara ulaştığının altını çizen Davutoğlu, ihracatın 20 misli arttığını söyledi.

Başbakan Davutoğlu, 16’ncı, 17’nci yüzyılın ortalarında 500 dükkânın olduğu Erzincan’a bu ihracatı yeterli görmediğini belirtirken, tüm işadamlarının ve sivil toplum temsilcilerinin omuz omuza vererek, Erzincan’ın bir lojistik merkez niteliğine dönüştürülmesi gerektiğini kaydetti.

Erzincan’dan İç Anadolu’ya ve Karadeniz’e ulaşmanın kolaylığına değinen Davutoğlu, Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşı’nda Erzincan’a asker sevkiyatını Niğde Ulukışla üzerinden yaptığını anlattı.

Askerlerin Ulukışla’dan Erzincan’a yürüyerek geldiklerine işaret eden Davutoğlu, “Şimdi inşallah Sivas-Erzincan hızlı trenini de en kısa sürede tamamladığımız zaman, ecdadı bir kez daha yâd edeceğiz” dedi.

Kentin tarihi önemine değinen ve Erzincan’ın Mezepotamya’nın, İç Anadolu’nun, Karadeniz’in kesiştiği yerde bulunduğunu belirten Davutoğlu, kentin ayrıca doğu-batı ve kuzey-güney aksında ulaşımın da merkezinde konumunda bulunduğunu söyledi.

Erzincan’ın bu özelliğinin sonuna kadar değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Davutoğlu, “Çevremizdeki bütün şehirler, bu anlamda kendisine özel bir misyon yüklemeli ve yeni dönemde inşallah, Asya’dan Avrupa’ya gidecek olan hızlı tren bağlantısıyla İpek Yolu’nun bu sefer Erzincan’dan aynı güçle gitmesini istiyoruz” diye konuştu.

“ERZİNCAN, ÖNEMLİ SANAYİ ŞEHRİ HALİNE DÖNÜŞECEK”

Ulaştırma alanındaki yatırımlara değinen Başbakan Davutoğlu, eski Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım’a hizmetlerinden dolayı teşekkür etti.

Davutoğlu, Erzincan’ın da bu hizmetlerden istifade ettiğinin altını çizerken, şöyle konuştu:

“Ulaştırmada 8 bin 377 yolcu varmış 2002’de, şimdi 281 bin yolcu var Erzincan’da bir yıl içindeki yolcu sayısı. Bu da şunu gösteriyor ki Erzincan’da belli bir dinamizm var. Bir istihdam alanı oluşuyor. Et ve Süt Kurumu’nun 65 milyon liralık beyaz et entegre tesisi ve benzeri tesislerle inşallah Erzincan önemli sanayi şehri haline de dönüşecek. ‘Etrafı dağlık, ortası bağlık’ diyerek bir tarım şehri olan Erzincan, aynı zamanda bir ulaştırma hatlarının merkez şehri ve bir sanayi şehri olma özelliğine de sahip. Dolayısıyla Erzincanlıları büyük görevler bekliyor, inşallah bunları hep birlikte gerçekleştireceğiz ve Erzincan’ı yükselen Türkiye’mizin önemli merkezlerinden biri haline getireceğiz. Her bir şehrimizin yükselen Türkiye’de kendine bir rol biçmesi lazım. Tanımlaması lazım. Ben ‘Yeni Türkiye’ kavramı ile ifade edilen Türkiye’nin yeni döneminde ‘nerede şehrimi görüyorum?’ diye herkesin kendisine sorması lazım.”

“DEVLETİN PLANLAMALARIYLA MİLLETİN İRADESİ BULUŞMALI”

Demokrasinin en önemli meziyetlerinden birisinin “devletin yaptığı planlamalarla milletin iradesinin buluşması” olduğunu vurgulayan Ahmet Davutoğlu, geçmişte devletin planlar yaptığını ancak bunların toplumla halkla buluşmadığı için kağıtta kaldığını anlattı.

Başbakan Davutoğlu, şunları söyledi:

“Şimdi bizim farkımız şu; hangi şehre gidersek gidelim, zihnimizdeki planlamayla o şehrin gerçeklikleri arasında bir irtibat kurabiliyoruz ve en önemlisi o şehrin insanlarıyla bir gönül irtibatı kurabiliyoruz. O zaman ölçek büyümeye başlıyor. Şehir ölçeğinde düşündüğünüz hususlar, ülke ölçeğine yansıyor. Türkiye için biçtiğiniz roller, çevre ülkelere Ortadoğu’ya, Balkanlar’a, Orta Asya’ya, Kafkaslar’a, Akdeniz’e, Karadeniz’e yansıyor. Sonra da bütün dünyaya yansıyor. Onun için, biz bir taraftan Türkiye’de demokratikleşme, özgürlüklerin yayılmasıyla, millet iradesini hâkim kılarken bir taraftan da dünyada vicdanın sesi olduk, olmaya da devam edeceğiz.”

G20’DE TÜRKİYE’NİN DÖNEM BAŞKANLIĞI

Geçen hafta G20 Zirvesi için Avustralya’da olduğunu hatırlatan Davutoğlu, 1 Aralık’tan itibaren dönem başkanlığının Türkiye’ye geçeceğini bildirdi.

Davutoğlu, üzerinde durdukları en önemli hususlardan birinin “Küresel ekonomik kriz sonrasında en az gelişmiş ülkelerle, gelişmiş ülkeler arasındaki farkın nasıl kapatılacağı” hususu olduğunu belirtti.

“Biz Türkiye olarak yeni dönem başkanlığında bu farkın kapatılmasını temel hedeflerimizden biri haline getiriyoruz” diyen Davutoğlu, “Eğer dünyada bir gün adalet olacaksa ve Erzincan’da gördüğümüz bu huzur ortamı, Türkiye ve diğer yerlere yayılacaksa burada bu ekonomik adaletsizliklerin giderilmesi şart. Vicdanın sesi olmak durumundayız ve vicdanın sesi olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Nerede bir şekilde mağdur olmuş, hakları gasp edilmiş ya da “bize yardım edecek kimse yok mu?” diye bir soru soran varsa Türkiye Cumhuriyeti’nin o kesimlerin yanında olmaya devam edeceğini vurgulayan Davutoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

“Somali’deki mazlumların da ki ne zor şartlarda oraya gidildiğini hepiniz hatırlarsınız ekonomik imkânlar bakımından bebeklerin gözümüzün önünde susuzluktan vefat ettiği Somali’dekilerin sahibi de Afrika’da ki nüfusun beşte biri elektriği tanımıyor, enerji imkânına sahip olmayan o nüfusların da toplum kesimlerinin de sözcüsü olacağız. Bağdat’a ve Erbil’e gittim. Dünyanın belki de en şanslı ülkelerinden biri Irak’tır. Kendilerine de söyledim. Ortadoğu’ya baktığınızda, bazı ülkelerde nüfus kuvvetli, çok geniş bir insan kaynağı var ama doğal kaynaklar zayıf, Türkiye gibi Mısır gibi. Bazı ülkelerde doğal kaynak çok ama insan kaynağı az, Körfez ülkeleri gibi ama Irak’ta hepsi var. Hem insan kaynağı var, 35 milyona yakın ciddi bir nüfus, hem en önemli tarım havzası üzerinde hem de dünyanın en zengin petrol ve doğalgaz ülkesi ama bakıyorsunuz Irak’ta huzur yok. Bu imkânları birleştirseler, dünyanın yükselen gücü olacaklar. İnşallah da birleştirirler.”

Davutoğlu, Türkiye’nin her zaman Irak’ın yanında olacağını bildirdi.

“Bizim bundan çıkarmamız gereken ders şu; zenginlik petrolde, zenginlik doğalgazda, zenginlik başka imkânlarda değil. Zenginlik insanın ta kendisinde, içinde ve en büyük zenginlik insan zenginliği” ifadesini kullanan Davutoğlu, “Halkına güvenen, halkıyla birlikte hareket eden bir siyasi yapıdan daha zengin hiçbir şey olamaz. Kendi halkını hareket ettirebilecek güce ulaşmış devletlerin ve onlarla bütünleşmiş devletlerin yapabileceği mucizeler; çok büyük doğal kaynaklara sahip ülkelerden çok daha fazladır” dedi.

Suriye ve Irak halkının büyük acılar içinde olduğunu hatırlatan Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Mesele şu; halkın kendisini siyasi yapıda ifade edememesi. Halkı idare etme iddiası ile yola çıkanların zihninde bir vizyon olmaması. Etnik ve mezhebi farklar yüzünden vatandaşlık kimliğinin zayıflaması ve Suriye’de de Irak’ta da herkesin etnik, mezhebi veya dini kimliğine sığınarak sadece onlarla beraber bir hayat planlaması. İşte Türkiye’nin farkı burada” diye konuştu.

Türkiye’nin etrafındaki ateş çemberi içerisinde istikrarını koruduğunu belirten Davutoğlu, sadece istikrarını korumakla kalmadığını, büyük ekonomik hamleler yaptığını söyledi.

Bütün dünyada ekonomi daralırken G20 Zirvesi’nde dünya ekonomisinin ortalama kalkınmasının yüzde 2’ye nasıl çıkarılacağının düşünüldüğünü anlatan Davutoğlu, bugün gelişmiş ülkeler de dâhil kalkınmanın negatifte olduğunu, Türkiye’nin ise son 12 yılda yüzde 5,5, 6 kalkınma gerçekleştirdiğini, 2008’den bu yana kriz döneminde 6 milyon yeni istihdam yarattığını belirtti.

Davutoğlu, bunun ekonominin çarklarının döndüğünü ve ülkenin imkânlarının iyi kullanıldığını gösterdiğini dile getirdi.

Dışişleri Bakanlığı döneminde bir uluslararası toplantıda, bunun nasıl sağlandığının sorulduğunda, “Bizim çok büyük doğal kaynaklarımız yok, kimse bize ‘kriz var’ diye milyarlarca dolar veya euro para da vermiyor, borç da vermiyor ama bir değerimiz var ki değerlerin en büyüğü insan, insan, insan” dediğini aktaran Davutoğlu, Türkiye’nin kalkınma hamlesindeki temel kaynağın insan olduğunu vurguladı.

“MİLLETİN EMRİNDE BİR DEVLET”

“Bu insan kaynağıyla buluştuğumuzda ve bu insan kaynağı birbirine muhabbetle baktığında işte o zaman ülkenin imkânları ortaya çıkıyor” diyen Davutoğlu, şöyle devam etti:

“Bizim Yeni Türkiye’den kastettiğimiz milletin emrinde bir devlet. Milletin amir, devletin memur olduğu bir Türkiye. Millete tepeden bakan, toplumun bir kesimini diğer kesimiyle karşılaştırıp ayrımcılık yapan, insanların en temel özgürlük alanlarını sınırlayan bir siyaset anlayışına biz son verdik. Bir daha bu ülkede insanlar inançları, etnik veya mezhebi kimlikleri, gelenekleri, kıyafetleri sebebiyle tahkir edilemeyecekler, aşağılanamayacaklar, ötelenemeyecekler. Kim neye inanıyorsa hepsine hepimiz saygı duyacağız. Ortak bağımız da vatandaşlık bağı olacak.

Nasıl depremde fark gözetilmiyorsa yurt dışına bir çıkın birbirine ‘acaba kimdir’ diye bakanlar yurt dışında bir tanıdık ses duyduğunda, bir ‘merhaba’ sesi duyduğunda hiçbir şey sormadan kucaklaşırlar. Zor durumda olduğunda birbirini anlayanlar eğer zor duruma düşmek istemiyorlarsa önceden de o kardeşliği pekiştirecekler.”

Gittiği her ülkeden şehitlikleri selamlamadan ayrılmadığını anlatan Davutoğlu, “Baktığınızda o şehitliklerde. Sadece bizim ülke sınırlarımız içeresinde değil. Bakü’ye gidin, bir gezin şehitlerin isimlerini, Erzincanlı, Erzurumlu her yerden var. Yetmiyor, Üsküplü var, Kudüslü var, Halepli var, Kerküklü var ve yan yana yatıyorlar. Şimdi birileri bize şunu söylüyor; ‘Türkiye tek başına kalkınsın ama çevreyle ilgilenmesin, orada olan zulümlere ya da mağduriyetlere bakmasın, sadece kendini düşünsün.’ Bizim tarihimizde böylesine bencil bir yaklaşım hiçbir zaman olmadı, olmayacak” diye konuştu.

Davutoğlu, “Biz refah ve mutluluk içinde yaşarken başkalarının mağduriyet içinde olması, zor durumda olmasına sessiz kalamayız” dedi.

Yeni Türkiye’nin ikinci önemli bir prensibinin de her yerde ahlakın, vicdanın erdemin, irfanın sözcüsü olunacağını ifade eden Davutoğlu, “Kim bize dönüp de bizden yardım beklerse ya da kapımıza gelip de ‘ben evimden barkımdan ayrılmak durumunda kaldım, bir anlamda vatan yetimiyim’ der, Anadolu topraklarına sığınmak isterse her şeyimizi paylaşırız. Aşımızı, işimizi, evimizi, her şeyimizi paylaşırız çünkü biz Ahi Evran geleneğinden gelmişiz. Eline, beline, diline, sahip çık. Kapını, aşını açık tut. Herkese açık tutacaksın. Bu yüzden Türkiye’nin aslında zor şartlarda ekonomik imkânları bereketleniyor” değerlendirmesinde bulundu.

“TOPLUMUN HER KESİMİNE YAYACAĞIZ”

Türkiye’nin ekonomik kalkınmasının toplumun her kesimine yayılacağını belirten Davutoğlu, bütün şehirlerin, bölgelerin birlikte kalkınacağını söyledi.

Bunu sağlarken sadece Türkiye için değil, çevrede de ekonomik kalkınma sağlayacak ortak projeler için çaba sarf edeceklerini dile getiren Başbakan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bakü’de doğalgaz varsa petrol varsa o Türkiye üzerinden Bakü-Tiflis-Ceyhan’a akacak, TANAP ile Türkiye üzerinden Avrupa’ya gidecek. Dün Bağdat’ta, Erbil’de Musul, Kerkük petrolleri ve Irak’ın diğer enerji kaynaklarının Türkiye üzerinden Avrupa’ya gitmesi veya Türkiye’de kullanılmasının görüşmelerini yaptık tekrar. Biz çevre ve ekonomik olarak entegre olduğumuzda hep beraber kalkınmanın yollarını, sırlarını keşfedeceğiz ve bu kalkınmayı gerçekleştireceğiz.

Millet ile devlet arasında gönül bağını, vatandaşlık bağını, insan haklarına ve evrensel hukuka dayalı temel aidiyet bağını kurarsak bu aidiyet bağı üzerinden kardeşliğimiz pekiştirirsek bu kardeşliğin pekişmesiyle beraber otaya çıkacak sosyal uyumdan, çatışmaları engelleyerek ortak bir enerjiye bütün insanlarımızın gücünü katarsak Türkiye 12 yılda gerçekleştirdiği büyük atılımlara yep yeni atılımlar katacak inşallah 2023’te dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girme mücadelemizde başarılı olacağız.”

Davutoğlu, Türkiye’nin bu anlamda 12 yılda büyük bir değişim yaşadığını, gelecek yıllarda daha da yaşayacağını ifade etti.

Türkiye’de ilk defa 1902’de enerji santrali kurulduğunu, 2002’ye kadar 31 bin 500 megavat enerji kapasitesinin ortaya çıkarıldığını anlatan Davutoğlu, AK Parti iktidarları döneminde 2014’de kadar 33 bin 500 megavat enerji kapasitesine ulaşıldığını söyledi. Davutoğlu, şöyle konuştu:

“Yani 100 yılda yapılanı geçen performans 12 yılda. Demek ki milletle bütünleşildiğinde, o eneri, sinerji devreye sokulduğunda bir ülkenin kaderi değişebiliyor. Onun için şimdi çözüm sürecini sabote etmeye çalışıyorlar. İstiyorlar ve bekliyorlar ki Türkiye tekrar kendi içinde enerjiyi tüketsin, tekrar kendi vatandaşları arasındaki ihtilaflara yoğunlaşsın ve dünyada o iddialı yükselişini yavaşlatsın. Hiç böyle bir hedef, plan içinde olmasınlar. Biz, bu milletin gözünde bu aşkı gördükçe inşallah bütün bu provokasyonlar, tahrikler boşa çıkacak. Türkiye bir taraftan kamu düzenini sağlayacak, bir taraftan çözüm sürecini gerçekleştirecek, Türkiye’nin bütün vatandaşları arasında en güçlü aidiyet bağını sağlayacak, diğer taraftan da dünyada yükselen bir güç olmaya devam edecek.”

Başbakan Davutoğlu, bu yolda bütün şehirlerin omuz omuza vermesini istediklerini ifade etti.

Başbakanlık görevini aldıktan hemen sonra bakanlıklarla ve AK Parti içinde yoğun bir istişare yaptıklarını anlatan Davutoğlu, şunları kaydetti:

“Hem yurt dışında çalışmaları yürütmeye devam edeceğiz ama aynı zamanda halkımızla göz göze bakmak, şimdi sizin gözlerinizde gördüğüm ışıltıyı hissedip yorgunlukların tümünü unutarak her sabaha yeni bir dünyaya doğarcasına doğmak üzere halkımızla buluşmak için sizlerin yanına geldim. Bütün bu 2-3 ay içinde yaklaşık 15 vilayetimizi gezdim. İddialı şekilde arkadaşlarıma da söyledim, inşallah kongre ve seçim süreçlerinde de bütün vilayetlerimize bir kere gideceğim. İnşallah birçok vilayetimize 2 veya daha çok gitme şansı bulacağız. Bütün bu planlamalar içinde Erzincan’ı en ön sıralara almaya çalıştık çünkü sizin bizi böyle muhabbetle beklediğinizi biliyordum ve bu muhabbeti görmekten büyük mutluluk duydum. Emin olun son günlerin temposu dolayısıyla ister istemez hepimiz fani ve aciz kullarız, bazı yorgunluk emareleri olabiliyor ama Erzincan’a indikten ve Patnos’ta gördüğüm coşkudan sonra bütün yorgunlukları unuttum. Yarın yeni bir gündür Türkiye için de yeni Türkiye için de yeter ki gönülden gönüle, kalpten kalbe konuşmaya devam edelim ve aramızdaki muhabbeti daim eyleyelim.”

Yemeğe, Başbakan Davutoğlu’nun eşi Sare Davutoğlu ile İçişleri Bakanı Efkan Ala, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu da katıldı.

ERZİNCAN’DA

kadıköy escort kartal escort ümraniye escort escort ankara ankara rus escort ataköy escort beylikdüzü escort bayan izmit escort avcılar escort bayan ankara escort bayan

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir