Kibir ve Haset

Kibir ve Haset
Büyüklenmek (kibir); hüner, onur, servet ve başarısından dolayı kişinin kendisini başkalarından üstün tutması, özel ve ayrıcalıklı görmesidir. Kendini beğenmişliktir. Büyüklenme aynı zamanda başkalarını küçümsemektir.
Büyüklenen kimseler, en güzel şeyleri daima kendilerine layık görürler. Hata yaptıklarını kabul etmezler. Servetleri, şöhretleri, bilgileri ve fiziki güzellikleriyle
övünürler. Ama onların bir gün elden çıkabileceğini düşünmezler. Kibir şeytani bir tavırdır. İlk örneğini iblis sergilemiştir. Bu hususta Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmuştur: “Hani biz meleklere: Âdem’e secde edin, demiştik. İblis hariç hepsi secde ettiler. O yüz çevirdi ve büyüklük tasladı, böylece kâfirlerden oldu.” Yüce Allah, büyüklenmekten kaçınmamızı ister: “İnsanlardan (kendini büyük görerek) yüzünü çevirme, yolda böbürlenerek yürüme, zira Allah büyüklük taslayıp kendini beğenip öğünen hiç kimseyi sevmez.” Peygamberimiz de, “Kimse kimseye eziyet etmesin, kimse kimseye karşı böbürlenmesin.” diyerek alçak gönüllü olmamızı istemiştir.
İnsanların imkânları, yetenekleri ve kabiliyetleri farklı olabilir. Hiç kimse malına, mülküne, makamına, güzelliğine, çocuklarının çokluğuna, bilgisine güvenerek büyüklenmemelidir. Yunus Emre, bu hususu, “Mal sahibi mülk sahibi/ Hani bunun ilk sahibi?” şeklindeki sözüyle ifade etmiştir.
Peygamberimiz, insanlar arasında hiçbir ayrım yapmazdı. Zengin, fakir, dil, ırk ve cinsiyet farkı gözetmeksizin herkese eşit davranırdı. Biz de onu örnek almalı ve insanlara değer vermeliyiz. Kimseyi küçük görmemeli, kimseyle alay etmemeliyiz.

Haset, bir kimseyi konumundan veya başarısından dolayı kıskanmaktır. Kıskançlığın bir anlamı da çekememezliktir. Kıskanç kimse başkasında bulunan iyilik ve güzelliklerin o kimsenin elinden çıkmasını ister. Genelde, düşmanlık, kibir, çekememezlik, büyüklenme, aç gözlülük, önde olma ve büyüklenmek gibi duygular kıskançlığın nedenlerinden bazılarıdır. Kıskançlığın kötü bir davranış olduğu Felak suresinin 5. ayetinde şöyle ifade edilmiştir: “Kıskanç kişinin şerrinden, karanlıktan sabahın aydınlığını çıkaran Rabb’e sığınırım.”
Kıskançlık kötü, imrenme (gıpta) ise iyi davranışlardandır. “Onda varsa bende de olur.” çalışıp benim de elde etmem gerekir anlayışına imrenme denir. İmrenilecek hususların değerli şeyler olması gerekir. Peygamberimiz bu konuda şöyle buyurmuştur: “Şu iki kişi dışında hiç kimseye imrenmek doğru değildir: Bunlardan biri, Allah’ın kendisine verdiği doğru bilgiyi uygulayan ve bunu başkasına da öğreten bilge kişi; diğeri de Allah’ın kendisine verdiği malı hak yolda harcayan zengin ve cömert kişidir.”1

Kıskançlık, insanların ruh sağlığını bozabilir. Sağlıklı iletişim kurmayı engeller. Eşler, kardeşler ve arkadaşlar arasında huzursuzluk ve güvensizlik yaratarak ailelerin dağılmasına neden olabilir. Bu kötü duygu nedeniyle cana kıyma, başkalarına zarar verme gibi suçlar işlenebilir. Gereksiz, kırıcı ve üzücü tartışmalara yol açabilir.
Erdemli insan başkalarında bulunan üstünlükleri kıskanmaz. İyi niyetli olarak bunların kendisinde de olmasını ister. Sahip olduğu yetenek ve imkânları en iyi şekilde kullanır. Asıl zenginliğin mal çokluğunda değil, gönül zenginliğinde olduğunu bilir.

kibir-haset

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir