Milli Güç

Milli Güç

Millî güç, bir ulusun millî hedeflerine ulaşabilmek amacıyla kullanılabilecek maddi ve manevi kaynaklarının tümüdür. Millîgüç; siyasi, ekonomik, askerî, sosyo – kültürel, nüfus, coğrafi, bilimsel ve teknolojik güç ile psiko – sosyal güç unsurlarından meydana gelir.
1. Siyasi Güç

Atatürkçü düşünce sisteminin en önemli unsuru siyasi güçtür. Bu güç millî hedeflere ulaşmak amacıyla kullanılan siyasi kuvvetleri ifade eder. Bir devletteki siyasi gücün etkili olması ülkedeki demokrasinin gelişmişliğine bağlıdır. Türkiye Cumhuriyeti, laik ve demokratik biryapıya sahip olmakla, siyasi güç açısından büyük bir üstünlüğe sahiptir.
Bir ülkede siyasi gücün istenen düzeyde olabilmesi için bazı şartlar yerine getirilmelidir. Buna göre öncelikle mevcut yasaların toplumun sosyal ve kültür yapısına uygun, yeterli ve tam anlamıyla uygulanıyor olması gerekir. İç politikada devlet milletle bütünleşmeli ve siyasal sistem tam işlemelidir.
Türkiye’nin siyasi hedefleri; ülke içinde kişi hak ve hürriyetlerini ve demokrasiyi sağlamak, dışarıda ise tam bağımsızlık ve millî hedeflerden vazgeçmeden uluslararası kuruluşlarda aktif olarak yer almaktır.

2. Ekonomik Güç

Bir ülkenin sahip olduğu bütün ekonomik kaynakları ile bu kaynakların işletilmesi, her türlü mal ve hizmetin üretilebilme kapasitesi ve uluslararası ticaretteki yeri vb. unsurlar ekonomikgücü oluşturur.
Atatürk’ün “Efendiler! Milletimiz burada belirlediğimiz büyük zaferden daha önemli bir görev peşindedir. O zaferin anlaşılması milletimizin iktisat alanındaki başarılarıyla mümkün olacaktır. Hiçbir medeni devlet yoktur ki ordu ve donanmasından önce iktisadını düşünmüş olmasın. Memleket ve istiklal savunması için varlığı gerekli olan bütün kuvvetler ve araçlar ekonominin genişleme ve açılmasıyla mükemmel olabilir.”1 sözünden de anlaşılacağı üzere güçlü ve bağımsız bir devlet ancak güçlü bir ekonomi ile sağlanır. Millî gücün tüm unsurlarının gelişip güçlenmesi için gereken maddi ve parasal ihtiyaçlar, ekonomik güç tarafından karşılanır. Bundan dolayı ekonomik güç siyasi gücün en büyük yardımcısıdır. Ekonomik yönden güçlü devletler, hem iç siyasette hem de uluslararası ilişkilerde söz sahibi olurlar. Aynı zamanda devlet, millete karşı olan görevlerini yerine getirebilmek için de ekonomikgüce sahip olmakdurumundadır.
Bir ülkenin, ekonomikgücünün yüksekolabilmesi için öncelikle kaynakları devamlı ve yeterli olmalı, ülkenin endüstriyel kapasitesi, sanayi alt yapısı ve nitelikli insan gücü bulunmalıdır. Teknoloji ve bilişimde dünya standartlarına ulaşılmalı ve ihracat miktarı artırılmalıdır.

3.Askerî Güç

Askerî güç, bir devletin ulusal politikalarını uygulamasında ve millî hedeflere ulaşmasında kullandığı fiziki güce verilen addır.
Türkiye stratejik ve jeopolitik açıdan son derece önemli bir konuma sahiptir. Aynı zamanda sürekli karışıklıkların ve savaş hâlinin devam ettiği bölgelere yakındır. Bu durum beraberinde birçok iç ve dış tehdidi getirirken barış halinin sürdürülmesini de engellemektedir.
Türk ordusu cumhuriyetin, bağımsızlığın ve millî egemenliğin koruyucusu olarak Atatürkçü düşünce sisteminin temel unsurlarındandır. Aynı zamanda askerî güç, toplumun rahat ve huzur içerisinde yaşamasının da teminatıdır. Bütün bu sebeplerden ve millî hedeflere ulaşma açısından Türk Silahlı Kuvvetleri çok önemli bir role sahiptir. Atatürk bu konuya dikkat çekerek şunları söylemiştir: “Türk vatandaşı kesin olarak bilmelidir ki bir milletin insanlık ve medeniyet âleminde yükselmesi ve muvaffak olması, yalnız ve ancak kendi kuvvetine dayanarak hürriyet ve bağımsızlığını korumasıyla mümkündür. Bunun başka çare ve vasıtası yoktur.
Ordu istemeyen ve ordunun yüklediği maddi, manevi fedakârlığı göze aldırmayan bir millet, esaret zincirini kendi eliyle boynuna geçirir.”2
İç ve dış tehdit unsurları caydırıcı özelliklere sahip olan Türk ordusunun hedefi, bu özelliğini devam ettirerek harp sanayiini kendi ihtiyaçlarını karşılayacak düzeye getirip ülke menfaatleri doğrultusunda uluslararası askerî kuruluşlarda yer almaktır. Bütün bu hedeflerin gerçekleşebilmesi Türkiye’nin askerî güç açısından iyi bir noktada olmasına bağlıdır.
4. Sosyo – Kültürel Güç
Sosyo – kültürel güç, toplumun sahip olduğu maddi ve manevi değerlerin topluma sağladığı güçtür. Bu gücün değerlendirilmesinde siyasal, sosyal ve eğitsel nitelikli kurumların kalitesi, halkın tutum ve davranışları ile birlik ve beraberlik anlayışı, moral ve kültür düzeyi belirleyici faktörlerdir. Bireyler ne kadar nitelikli, ahlaki ve kültürel değerleri ne kadar güçlü, beraber yaşama isteği ne kadar gelişmişse, toplumun uzak hedeflerine inancı ne kadar güçlüyse sosyo-kültürel güç o kadar etkilidir. Toplumun tarihten getirdiği maddi ve manevi değerler, tarihe katkısı ve bunun farkında oluşu da sosyo – kültürel gücü artırır.

Atatürk sosyo – kültürel gücün önemine ilişkin “Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır. Türk milleti zekidir. Çünkü Türk milleti, millî birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir. Çünkü, Türk milletinin yürümekte olduğu gelişme ve medeniyet yolunda elinde ve kafasında tuttuğu meşale müspet ilimdir.”1 sözüyle Türk ulusunun sosyo – kültürel gücü oluşturan bütün niteliklere sahip olduğunu belirtmiştir. Kurtuluş Savaşı’nda dünyanın en büyük emperyalist güçlerine karşı Türk halkının millî birlik ve beraberlik içinde verdiği mücadelede sosyo – kültürel gücün toplum ve devletin geleceğinin belirlenmesi ve millî hedeflere ulaşılmasındaki etkisini göstermesi açısından önemlidir.
5. Nüfus Gücü
Gelişmişlik düzeyi birbirine yakın devletlerarasında kalabalık ve genç nüfus önemli birgüç unsurudur. Bu durumun biravantaj olabilmesi için ülkenin kaynakları ve iş imkânları nüfuslaorantılı olması gerekir.
Nüfus, herşeyden önce potansiyel birgüçtür ve bu bakımdan değer taşır. Ancak kişilerin eğitim, sağlık, iş, emeklilik, konutgibi ihtiyaçlarının karşılanarak planlı ve programlı birşekilde gelişim sağlanırsa nüfus gerçek bir güç öğesine dönüşebilir. Özellikle nüfusun kalabalık olması askerî açıdan, eğitimli ve genç olması ekonomik gelişme açısından büyük önem arz etmektedir. Nüfus artışının, devletin imkân ve kabiliyetlerini aştığı durumlarda birçoksorun ortaya çıkmaktadır.
6. Coğrafi Güç
Bir ülkenin bulunduğu coğrafyanın jeopolitik konumu ile o ülkenin canlı – cansız, doğal – yapay tüm varlıklarını ve bu varlıkların devlete kazanımlarını ifade etmektedir.
Türkiye’nin Coğrafi Güç Unsurları
a. Türkiye Cumhuriyeti’nin coğrafi konumu: Coğrafi açıdan Asya ve Avrupa kıtalarının birleştiren noktada bulunan Türkiye Avrupa, Asya ve Afrika arasında siyasi, askerî vb. açılardan denge unsuru olarak ön plana çıkmaktadır.
b. Ülkemizin zengin birtarihsel mirasa sahip olması: Ülkemizde yaşayan topluluklaryüzyıllardırbirarada kardeşlik duyguları içinde yaşamaktadır. Ayrıca ülkemizin çevre ülkelerle tarihten gelen komşuluk ilişkilerinin olması ülkemizin uluslararasındaönemini birkatdahaartırmaktadır.
c. Ülkemizde bulunan yeraltı zenginlikleri: Son yıllarda artan önemi ile başta askerî alanda olmak üzere sanayide birçok alanda kullanılmaya başlanan bor madeninin dünya rezervlerinin büyük bir bölümünün Anadolu’dan çıkartılıyor olması Türkiye’nin önemini daha da artırmaktadır.
ç. Dünya’da tarım ürünlerinin çeşitliliği: Uygun iklim şartları ve tarıma elverişli toprak yapısının Anadolu’da bulunması, Dünya’da yaşanan kıtlık ve küresel ısınmaya bağlı olarak azalan tarımsal üretim, Türkiye’nin önemini arttırmaktadır.
d. Zengin enerji kaynaklarına sahip olması: Türkiye gerçekleştirilen enerji yatırımlarıyla çevre ülkelere elektrik ihraç eden bir ülke hâline gelmiştir. Ayrıca son yıllarda rüzgâr, güneş vb. alternatif enerji kaynaklarına yapılan yatırımlarTürkiye’nin bu alandaki gücünü arttıran diğerönemli unsurdur.
e. İstanbul Boğazı, Çanakkale Boğazı gibi doğal ticaretyollarınasahipolması ve Dünya’nın önemli ticaret bölgelerine yakınlığı (Akdeniz, Süveyş Kanalı vb.)
7. Bilimsel ve Teknolojik Güç
Günümüzde bilimsel ve teknolojik alanlardaki gelişmeler devletlerin, çağdaşlık düzeylerinin belirlenmesinde önem arz eder. Bilimsel ve teknolojik güç aynı zamanda millî gücün diğer unsurlarını da etkilemektedir. Bu alanda çağın gerisinde kalan bir devletin millî gücünün dünya üzerinde etkin olması beklenemez. Bu devletler geniş topraklara, kalabalık nüfusa ve zengin doğal kaynaklara sahip olsalar dahi büyük ve güçlü devlet olamazlar. Günümüzde Türkiye başta savunma sanayi ve eğitim olmak üzere birçok alanda yaptığı teknolojik yatırımlarla uluslararasında adından söz edilir ülke konumuna yükselmiştir. Askerî alanda Millî tank ile eğitimde Fatih projeleri bu alanda yapılan çalışmalaraörnekgösterilebilir.
8. Psiko-Sosyal Güç
Milleti oluşturan bireylerin moral değerleri, karakteri ve kültürel özelliklerinin ortaya çıkarttığı güçtür. Psiko-sosyal güç, toplumda tarihsel mirasa bağlılık ile ortak yaşama duygusunun geliştirilmesi sonucunda sağlanabilir. Toplumun her ferdinin bu alandaki eğitimi ailede başlar, eğitim hayatıyla beraber ömür boyu devam eder. Toplumda tarihten gelen maddi ve manevi değerler ile, bireyin bunun farkında oluşu da psiko-sosyal gücü artırıcı unsurlardır. Psiko-sosyal gelişimini tamamlamış bireylerden oluşan toplumda, devleti tehdit eden bir durum karşısında birlik ve beraberlik kolayca sağlanır. Psiko-sosyal gücün önemli bir katkısı da Millî hedeflerin gerçekleştirilmesinde topluma verdiği özgüvendir.

milli-guc

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir