Ölen bir kimsenin ardından onu hayırla anmak ve Kur’an okumak

Ölen bir kimsenin ardından onu hayırla anmak ve Kur’an okumak

Ölen bir kimsenin ardından onu hayırla anmak ve Kur’an okumak, toplumumuzda gelenekselleşen bir uygulama olmuştur. Kabir ziyareti yapan kimse için Yâsin suresini okumak tavsiye edilmiştir. Nitekim, Enes (ra), Peygamber Efendimizin “Kim kabristanlığa dahil olursa Yasin suresi’ni okusun. (ve o mevtaya hediye etsin) Cenab-ı Allah o gün onların azabını hafifletir. Okuyan için de kabristanlıktaki ölülerin sayısınca sevap ihsan eder.” buyurduğunu rivayet etmiştir. Hz. Ali’den rivayet edilen başka bir hadiste ise Hz. Peygamber, “Kim kabristanlığa uğrar ve orada on bir defa Îhlâs-ı Şerif okuyup ölülere hediye ederse ölülerin adedince ecir ve sevap verilir.” buyurmuştur. Görüldüğü gibi, ölülerin ruhlarına Kur’an-ı Kerim okunur. Bir kimse, farz olsun, nafile olsun, herhangi bir ibadeti yaparken veya yaptıktan sonra, sevabını, ölü, diri herkese hediye edebilir. Şu halde, her mümin yaptığı ibadetlerin, okuduğu Kur’an’ın sevaplarını, başta Peygamberimiz olmak üzere, ana-babasına ve bütün müminlere hediye etmelidir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken bazı hususlar bulunmaktadır. Kur’an sadece ölülerin arkasından okunan bir dua kitabı değildir. Onu, yaşamımızın her alanında rehber olarak almalı, onun, ölüler için rahmet vesilesi olduğu kadar, hayatta olanlar içinde rehber niteliğinde olduğu göz ardı edilmemelidir. Ayrıca Kur’an’ın ihlâs ile

hiçbir maddi menfaat beklentisi olmaksızın yalnız Allah rızasını kazanmak için okunması lazımdır. Nitekim “Yâsin Kur’an’ın kalbidir. Allah’ı ve âhiret gününü düşünerek onu okuyan kimse mutlaka bağışlanır. Onu ölülerinize okuyun!” ve “Kur’an’ı okuyun lakin (lafız ve manada) haddi aşmayın. Onunla amelden uzaklaşmayın. Onu menfaat aracı olarak kullanmayın/geçim vasıtası yapmayın ve onunla servetinizi çoğaltmayın!” hadisleri de bu hususu açıklamaktadır. Aksi halde okunan Kur’an’ın ne okuyana ne de ölmek üzere veya ölmüş olana faydası dokunur.

Abdullah b. Mes’ûd’un (v. 32/652), “Kur’an kendisiyle amel edilmek için indirildi. (Yazık ki) insanlar onun (yalnız) tilavetini amel(ibâdet) edindiler!” şeklindeki şikayeti ve Mehmed Akif Ersoy’un yakınması bu yüzden olmalıdır:

“Îbret olmaz bize, her gün okuruz ezber de, Yoksa bir maksat aranmaz mı bu âyetlerde? Lafzı muhkem yalnız anlaşılan Kur’an’ın Çünkü kaydında değil, hiçbirimiz mânânın. Ya açar Nazm-ı Celîl’in, bakarız yaprağına, Yahut üfler geçeriz, bir ölünün toprağına. Înmemiştir hele Kur’an, bunu hakkıyla bilin, Ne mezarlıkta okunmak, ne de fal bakmak için”.

Gerçekten de inanç, amel, ahlak gibi prensipleriyle Kur’an, hayatın kitabıdır. O, hayatta olanlar için bir diriliştir, şifa, ders ve öğüt alma kaynağıdır. Bizzat Yâsin suresi bu gerçeği şöyle beyan eder:”…O ancak bir öğüt ve apaçık bir Kur’ an’dır. O, (zihin ve ruh dünyaları) diri olanları uyarmak ve inkâr edenlere mazeret bırakmamak içindir.” (Yâsin suresi, 69-70. ayetler.)
olenin_arkasindan_kuran_okumak

kadıköy escort kartal escort ümraniye escort escort ankara ankara rus escort ataköy escort beylikdüzü escort bayan izmit escort avcılar escort bayan ankara escort bayan

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir