Su Kirliliği Hakkında Kısa Bilgi

Su Kirliliği Hakkında Kısa Bilgi

SU KİRLİLİĞİ

Dünyadaki yaşam suyun mevcudiyetinde gerçeklşmektedir. Bitki ve hayvanların vücutlarının büyük kısımlarını su oluşturmaktadır. Bir insanın vücut ağırlığının %60’dan fazlasını su meydana getirir. Bazı organlarımızda, örneğin beyinde %75 civarında su bulunmaktadır.

Su kaynaklarından faydalanmayı olumsuz yönde etkileyip niteliğini düşürecek düzeylerde suyun içinde bulunabilen organik, anorganik, biyolojik ve radyoaktif madeler suyun kirliliğini göstermektedir. Kirlenme olgusunun su açısından önemi; suyun fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerini olumsuz yönde etkilemesi ve böylece kullanım alanlarının kısıtlanması, biyolojik yaşantıyı bozması ile bünyesinde ümraniye escort bulundurabileceği, salgın hastalıklara yol açan mikroorganizmalardan ve kimyasal kirleticilerden kaynaklanmaktadır.

Aşırı kirlenmiş içme sularının temizlenme maliyeti yüksek olmaktadır. Ayrıca bu sular ağır metaller, tuzlar vb. Bibi zararlı maddeleri de içerebilirler.

Su, içilme dışında evlerde ve fabrikalrda çeşitli maddelerin yıkanması, karıştırılması, temizleme ve soğutma amacıyla da kullanılmaktadır.

Ev atıkları ve endüstriyel atıklar gibi etmenlerden kaynaklanan organik kirlenme, suya çeşitli besin öğeleri sağlar. Ancak, sonuçta organik maddeleri okside eden bakteriler çok fazala oranda artar ve su içindeki tüm oksijenin tükenmesine ve diğer aerobik mikroorganizmaların ölümüne neden olur.

Organik endüstriyel atık suları sentetik ve petrokimyasal maddeleri, fenol bileşiklerini, kok ve kömür katranı ana ürünlerini, gaz ve yağları, boya maddelerini ve sütçülük ile et ürünleri işletmelerinin artıklarından kaynaklanan protein, yağ ve karbonhidratları içerir. Bu maddelerin çoğu, geleneksel mamulllerle temizlenemez veya doğal olarak buzunmazlar. Endüstrinin yol açtığı biyolojik kirlenme sonucunda da sularda patojen bakteriler, mantarlar, algler vb. çoğalmaktadır.

Su kirlenmesinin nedenlerinden biri de tarımsal uygulamalardır. Bitki hastalıkları ve böceklerle mücadelede kullanılan pestisidlerin, verimi artırmada kullanılan gübrelerin, toprak erozyonunun ve toprağın işlenmesi sırasında ortaya çıkan toz, bitki artıkları ve hayvan gübresinin oluşturduğu bir kirlenme gözlenmektedir. Enzimlerle bozunmaya dayanıklı olan ve çevrede süresiz kalan klorürlü tuzla escort hidrokarbon pestisidleri ve aril ile alkil sülfonat tipindeki deterjanlar çok düşük konsantropsyanlarda bile biyolojik sistemler için toksiktir. Polietilen ve florürlü hidrokarbonlar gibi bazı moleküller de toksik olmadıkları halde ayrışmadıkları ve ortamdan karbon ve diğer kimyasal maddeleri çektikleri için, kirlenme kaynağı olmaktadırlar.

Anorganik kirlenme, doğal kontaminasyon, endüstri ve madencilik artıklarından meydana gelebilir. Göl ve akarsulara karışabilen imalat prosesinden kaynaklanan en toksik mineraller siyanürler, bakır, kurşun, kadmiyum, civa, argenik ve çinkodur. Asit maden drenajı, sonucunda demir, sülfat ve hidrojen iyonlarının kirletmesi sorun yaratabilir.

Civa kontaminasyonu, canlılar üzerindeki toksik etkisi nedeniyle son yıllarda dikkatleri toplamıştı. Civa tuzları ve organik civa türevleri uzun yıllardan beri bakteri ve alg öldürücü olarak kullanılmaktadır. Civa toksisitesi sudaki bakır iyonları tarafından artırılmaktadır. Civa kirliliğinin bir kısmı erozyon ve kömür, fosil yakıt gibi doğal kaynaklı da olabilmektedir.

Radyoaktif materyallerle suyun kontamisonunun önemli bir kısmı direkt olarak nükleer proses ve fabrikaların atık ürünlerinden doğmakta, diğer bir bölümü ise nükleer patlamalar sonucu oluşan radyoaktivitenin atmosfer yoluyla suya karışması ile meydana gelmektedir.

su kirliliği

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir